Müzik nedir? Düz biçimde konuşarak söylenebilecek bir
şeyin değişik ses dalgaları ile söylenmesinden niçin hoşlanırız? Müzik
niçin keyif veya tam aksi hüzün duygusu verebiliyor?
Müzik aslında ses dalgalarının, belirli kurallar içinde bir düzene
sokulmasıdır. Bilindiği gibi, ses dalgalar halinde yayılır. Bir saniye
içindeki dalga sayısı sesin karakterini tespit eder. Saniyede 260 dalga
yapan, yani titreşen ses 'Do' notasıdır.
Bu şekilde 7 temel nota oluşur. Do-Re-Mi-Fa-Sol-La-Si. Son notadan
sonra, Do'nun titreşim sayısının bir katı kadar titreşimde daha ince
bir Do gelir ki, bu iki Do arasına bir oktav denir. İşte bu oktav, gam,
akort denilen matematiksel diziler, bir çeşit dizilerek müzik
oluşturulur. Ancak tüm bunlar bize, bu matematiksel diziden bihaber,
Afrika yerlilerinin, dağ başındaki çobanın enfes müziğini açıklayamaz.
Aslında kültürün müzik ve bundan alınan zevk üzerinde doğrudan ilgisi
vardır. Doğu müziğinde yukarıda belirtilen matematik dizilerdeki
perdelerin arasında karışık gezinilme, Afrika'da baş döndürücü
ritimler, Avrupa'da ise notaların ideal düzeni öne çıkar. Ancak bunlar
da, değişik müzik türlerine ilgi duyan bizlerin ve müziğin hoşlanılma
nedenini açıklamaya yetmez.
Müzik ve dil yetenekleri birçok yönden birbirine benzemektedir.
Bilimciler insanların müzik yeteneği kazanmalarının, konuşmaya
başlamaları ile aynı zamanlara denk düştüğünü ileri sürüyorlar. Konuşma
yeteneği şüphesiz daha iyi bir iletişim ve yaşama şansı avantajını
getirmiştir ama müziğin hangi ihtiyacı karşıladığı hala meçhul.
Bebekler anlamlı kelimelere benzer sesler çıkarmaya başlarken aynı
zamanda şarkı söyler gibi mırıldanmaya da başlarlar. Uzun ve karışık
cümleler kurmayı becerdikçe, daha uzun ve karışık şarkıları söyleme
yetenekleri de artar. Ancak beynin konuşmaya kumanda eden kısmında
hasar olan hastaların konuşamamalarına rağmen müzik yeteneklerinin
devam ettiği de görülmüştür.
Son zamanlarda, beynimizde müziği algılayan bir alıcı bulunabileceği
tezi ileri sürülmektedir. Eğer bir gün bu alıcı bulunsa bile, bunun
niçin beynimize konulduğunun sebebi yine anlaşılamayacaktır.
Öğretilme yoluyla bir çeşit dans yapabilen veya dans olarak
algılanamayacak hareketleri olan canlıları saymazsak, doğada müzik ve
ritim duygusu sadece insanda vardır. Bu özelliğin nedeni ise hala tam
olarak açıklanamıyor.
İnsanlar arasında bu inanç oldukça yaygındır. Hatta
birçok ülkede polisler ve hastanelerin acil servis personeli, dolunay
oluştuğu zaman işlenen suçların, intiharların, trafik kazalarının daha
çoğaldığını, insanların renkleri görme yeteneklerinin azaldığını, sara
nöbetlerinin sıklaştığını, sinir hastalarının uykusuzluktan daha çok
yakındıklarını söylemektedirler ama bilim insanları bu görüşlere
katılmıyorlar.
Eskilerin Ay'ın dönemlerine bağladıkları etkilerin büyük bir kısmının
boş inançlar olduğu bir gerçektir. O zamanlar insanların uykularında
gezinmeleri dolunay ışığı tarafından çekilmelerine bağlanıyordu.
Dolunayın ışığının yatak odasından içeri girmesinin uyuyanın rüyasını
etkilediğine, dolunay ile birlikte cinsel içgüdü fonksiyonlarının,
insanların üremelerinin ve tarlaların bereketlerinin arttığına hatta
'kurt adam' efsanesine bile inanılıyordu.
Bilim insanları yine de Ay'ın evrelerinin ve özellikle dolunayın
insanları etkilemesi olayına ciddiyetle yaklaşıyorlar. Ay'ın evreleri
ile cinayetler, kazalar, dünyamızda oluşan kasırgaların dağılımı,
magnetik alanlarda bozulma, kadınların aybaşları ve sara nöbetleri
arasındaki ilişkileri yakından takip ediyorlar, devamlı istatistiki
bilgi topluyorlar. Ancak kesin bir sonuca varılmış, Ay'ın evreleri ile
bahsedilen olaylar arasında henüz bilimsel bir ilişki saptanmış
değildir.
Yapılan bir çalışmada dolunay süresince oluşan trafik kazalarının
alışılmadık bir şekilde fazla olduğu saptanmış fakat daha sonra
olayların zaman aralıkları incelendiğinde çoğunun hafta sonu günlerine
denk geldiği görülmüştür. Hafta sonu tatiline giderken ve dönerken
sürücülerin acele etmeleri kazaların en önemli nedenidir. Yani tatil
aceleciliğinin yarattığı trafik kazalarının yanında dolunayın etkisinin
sözü bile edilemez.
Bilindiği gibi Ay'ın dünyada okyanuslardaki 'gel-git' denilen, suların
alçalması ve yükselmesi olayı üzerinde doğrudan etkisi vardır.
Vücudumuzun da çoğu su olduğuna göre Ay vücudumuzu da etkileyebilir mi?
Vücudumuzdaki suyun oranı, okyanuslardaki su miktarı ile
kıyaslanamayacağı gibi 'gel-git' olayı günde iki kez oluşmaktadır. Yani
Ay'ın çekim gücü insanı etkilese bile bunun sadece dolunay safhasında
değil her gün olması gerekir.
Dolunay safhasında iken Ay'ın parlaklığı da pek önemli bir etken
değildir, çünkü bu safhada Ay'ın dünyaya gönderdiği ışık miktarı
Güneş'in gönderdiğinin 600 binde biri kadardır.
Peki dolunayı bu kadar özel kılan nedir? Dolunay, Güneş Dünya'nın bir
tarafında, Ay ise tam aksi tarafta aynı hizaya gelince oluşur. Bu
durumda Güneş'in, Ay'ın Dünya üzerindeki etkisini arttırıp arttırmadığı
da incelenmiştir. Bir miktar arttırdığı doğrudur ama Güneş o kadar
uzaktadır ki bu etkileme de fazla kayda değer değildir.
Öyle görülüyor ki, her gün olan olaylar, Ay'ın dolunay safhasında da olunca sebep ona bağlanmaktadır.
Sineklerin duvarlarda, camlarda hatta tavanlarda baş aşağı bu kadar
rahat hareket etmeleri, yer çekimi yasasına meydan okurmuşçasına
davranışları hep merak konusu olmuş, bilim insanlarının da dikkatini
çekmiştir. Bu arada şunu söyleyelim ki, sinek diye küçümsememek
gerekir. Dünyamızda bulunan her canlı organizmanın doğrudan veya
dolaylı olarak, kendi tabiatı ve eko sistemi içinde, insana bir faydası
vardır.
Vücutlarının hacimlerine oranla, sinekler ağır sayılmazlar ve onları
yere çeken güç pek önemli değildir. Bu güce karşı gelen de,
ayaklarındaki kılların ucunda bulunan vantuzlardır. Bu vantuzlar ayrıca
yapıştırıcı, yağlı bir madde salgılarlar. Sinekler ayaklarındaki bu
yüzlerce vantuz ve salgıları sayesinde her türlü yüzeyde
gezinebilirler. Ancak yüzeyin yağ çözücü, örneğin solvent gibi bir
madde ile kaplanmamış olması gerekir. Sinekler tavanda yürürken, 6
bacaklarından ikisi hareketlidir. Diğer 4 bacak daima sabit durumdadır.
Karıncalarda ise durum biraz farklıdır. Ortalama bir karıncanın
vücudunun hacmine göre ağırlığı, sineğe nazaran daha fazladır. Hatta
toprakta yaşayan bazı türleri düz bir zemine bile tırmanamazlar.
Evlerimize giren küçük karıncalar, çok hafif olduklarından duvarlarda
yürüyebilirler.
Belki böyle şeyler ilginizi çekmiyor olabilir ama, asıl merak edilen
konu sineklerin tavanda nasıl yürüyebildiklerinden çok oraya nasıl
konduklarıdır. Öyle ya, başı yukarıda, ayakları aşağıda uçan bir
sineğin tavana tepetakla konabilmesi için bir yerde takla atması, uçuş
konumunu değiştirmesi gerekir, ama nerede, ne zaman ve nasıl?
Uzun süre inanılan teoriye göre, sinekler tam konma anında, yuvarlanan
bir varil gibi yandan yarım dönüş yapıyorlardı. Bu teorinin yanlış
olduğu, ancak yüksek süratli, saniyede birçok film çekebilen kameralar
sayesinde ortaya çıktı ve sineklerin bir sırrı daha açıklığa kavuştu.
Çekilen filmlerden görüldü ki, sinekler tavana konarken yandan değil,
sirklerdeki trapezciler gibi geriye yarım ters takla atmaktadırlar.
Tavana yaklaşınca, ön ayaklarını başlarının üzerine çekerek ters
dönmekte ve tavana önce ön ayakları ile dokunmaktadırlar. Sonra sıra
ile diğer ayaklarını da koyarak vücutlarının tavanda tutunmasını
sağlamaktadırlar.
HIT ARTTIRMANIN YOLLARI
| Bu makalede size arama motorlarındaki sıralamanızı nasıl yükseltebileceğinizi göstereceğim. Tüm tavsiyeleri yerine getirmek zorunda değilsiniz, ama ne kadar çok tavsiyeyi dikkate alır ve değerlendirseniz, arama motolarında bir üst sıraya çıkmak için o kadar güç kazanmış olursunuz. 1. Dışarıdan daha fazla link alarak ve daha fazla site içi linklemesi yaparak link popüleritenizi artırın.
2. Her HEAD taginden hemen sonra META tagi içinde ilk tag olarak bir TITLE ekleyin.
3. TITLE taginden hemen sonra bir DE******ION tagi ekleyin. DE******ION içinde sayfa içeriği ile ilgili anahtar kelimeleri kullanmaya özen gösterin. Bu anahtar kelimeler metnin başına ne kadar yakın olursa o kadar iyi olacaktır. 4. Eğer META REFRESH tagi kullanıyorsanız, tagin 30 saniyeden büyük olduğundan emin olun.
5. Eğer illa ki lazım değilse AUTHOR, DATE vs. gibi META tagleri kullanmayın. Kullanmanızı önerdiğim META tagler sadece DE******ION ve bazen META REFRESH tagleridir. 6. Sitenizde mutlaka bir tane site haritası bulundurun. Bu haritada sitenizde yer alan tüm sayfalara link verin. Bu sayfa, sitenize gelen arama motorlarının tüm sayfalarınızı bulmasına yardımcı olacaktır.
7. Bir ya da daha fazla header tagi kullanın ve içinde önemli anahtar kelimelerinize yer verin.
8. Ana sayfanızdaki metnin ilk 3-5 satırı sizin için çok değerlidir. Çoğu arama motoru bir sayfadaki ilk birkaç satır metni arama sonuçlarında META DE******ION yerine sayfa açıklaması olarak kullandıkları için, bu ilk birkaç satırın oldukça anlamlı olmasına özen gösterin. (META DE******ION taginizi tanımlamış olsanız bile bu tanımlamanın kullanılmama ihtimali yüksektir.) 9. Özellikle ana sayfanızda anahtar kelime yoğunluğunuzun %1-2 düzeyinde olmasına özen gösterin. Anahtar kelime yoğunluğunuzun yüksek olması, arama motorlarının bunu suni bir düzenleme olarak görmesine neden olacaktır. Bu durumda o anahtar kelimelerde siteniz ya da sayfanız arama motorlarında üst sıralara çıkamayacaktır. 10. Her sayfada en az 350 kelimeye en fazla 750 kelimeye yer verin. Arama motorlarının olabildiğince insan gibi düşünmeye çalıştıklarını unutmayın. Sizin de onaylayacağınız gibi, bir ziyaretçi içinde çok az metin bulunan sayfalara ya da özensizce doldurulmuş gibi görünen binlerce kelimeden oluşan sayfalara zaman ayırmayacaktır. Metinlerinizi yazarken mutlaka bunları bir insanın okuyacağını unutmayın. Metninizi olabildiğince paragraflara ayırın. Arama motorları insana yönelik iyileştirmelere önem verirler. 11. Kullanacağınız domain adında anahtar kelimelerinizi kullanın. Kelimelerin arasına "-" tire koyarak ayırmanız daha iyi olacaktır. Mesela anahtar kelimeniz "donanım inceleme", sizin içinn iyi domain adi www.donanim-inceleme.com olacaktır. Eğer istediğiniz domain adı doluysa yani başkası tarafından alınmışsa, .NET, .ORG gibi farklı uzantıları alabilirsiniz. 12. Site içi klasör adlarında anahtar kelimelerinizi kullanın. Site içi klasörleri yine domain adınız gibi anahtar kelimeleri kullaranarak ve kelimeler arasına "-" tire koyarak oluşturun. Örneğin http://www.donanim-inceleme.com/en-son-cikan-donanimlar/" gibi kullanabilirsiniz. 13. Sayfa isimlerinizde anahtar kelimelerinizi kullanın. Örnek :http://www.donanim-inceleme/donanim-fiyatlari.html sizin için uygun olacaktır. 14. Sayfa içinde kullandığınız resimlerin isimlerinde anahtar kelimelerinize yer verin. Örnek : 15. Her resimde mutlaka bir ALT tagi kullanın. En önemli anahtar kelimelerinizi bu tag içine yerleştirin. 16. Eğer site içinde IMAGE MAP kullanıyorsanız mutlaka HTML links ekleyin. Çünkü bazı arama motorları IMAGE MAP takip etmezler. Bunun yanında IMAGE MAP arama motorlarına text linkleri sunmaz. Arama motoları optimizasyonuna hiçbir katkı sağlamadığı için IMAGE MAP kullanmamaya özen gösterin. 17. Sayfanızdaki ana metinler içerisine, sayfa konusuyla ilgili ama daha az kullanılan mesela anahtar kelimelerinizle eş anlamlı değişik kelimeler serpiştirin. Popüleritesi az olan kelimeler daha az rekabet gerektirdiği için, bu kelimelerde arandığınızda en üst sıralarda çıkmayı garanti edebilirsiniz. 18. Anahtar kelimelerinizi sayfa metni içinde peşpeşe tekrar etmeyin. Bu durum arama motorları tarafından spam olarak algılanabilecektir. Anahtar kelimelerinizi sayfa metni içine homojen dağıtmaya özen gösterin. 19. Sayfalarınızı olabildiğince kök dizine yakın yerleştirin. 3 seviyeden fazla iç içe dizin kullanmayın.
20. Menü kodlarını sayfa sonuna yerleştirmeye özen gösterin. Eğer site içinde her sayfada sabit bir yerde çıkan menü barınız varsa, büyük ihtimalla tablo kodunuzu ana sayfa metinlerinden önce yerleştirmissinizdir. Arama motoları sayfa kodunda başa yakın olan kelimelere, sayfa kodunda sonda olan kelimelerden daha çok önem verirler. Bu yüzden sayfanızı tasarlarken, menü bar kodunuzun sayfa içeriğinden sonra gelmesini sağlayın. 21. Java****** kodlarınızı başka bir dosyaya ya da BODY ve HTML taglerinizi kapattıktan sonra sayfa kodunun en sonuna yerleştirin. Bu şekilde yapmanız gerçekten işe yarayacaktır. Aşağıdaki kod örneğindeki gibi yaparak Java****** kodlarınızı başka bir dosyaya taşıyabilirsiniz. Aşağıdaki kodu HEAD tagi içine yerleştirmeniz yeterli olacaktır. 22. Belki çok pratik değil ama CSS class isimlerinizi anahtar kelimelerden seçebilirsiniz. Örnek : 23. Robots META tagleri yerine robots.txt dosyasını kullanın. Bazı arama motorları bu META tagini anlamazlar. 24. Font boyu varsayılan (default) değeri olarak 1 kullanmayın. Bazı arama motorları çok küçük font boylarını spamming olarak algılarlar. Metin içinde bazı özel yerlerde font boyu olarak 1 kullanmak ise sorun olmayacaktır. 25. Toplistlere veya link değişim gruplarına üye olmayın. Arama motorları toplistlere ve link değişimi gruplarına bir sitenin popüleritesini suni olarak artırdığı için spam olarak bakarlar. Link değişim gruplarını karşılıklı link değişimi ile karıştırmayın. Karşılıklı link değişimi sizin siteniz ile bir başka site arasında özel anlaşma ile yaptığınız link değişimidir. Bu sadece size ve karşınızdaki siteye ait bir yapı olacaktır. Arama motorları karşılıklı link değişimine karşı değillerdir. Karşılıkli link değişimi ise genelde popüleritenizi artır. |
| DİĞER İPUÇLARI |
| |
| Arama motorlarını internete girenlerin % 95'i kullanmaktadır ve buradan istedikleri bilgileri aratıp ulaşmak istediği sayfaları bulmaktadırlar. Siz de insanları aradıkları zaman bulabilecekleri bir siteniz varsa doğru kelimeleri kullanarak sonuca ulaşabilirsiniz. Dünyanın en çok ziyaret edilen ve en doğru sonuçları çıkardığı öne sürülen Google bu alanın en iyisi. Sitenizi doğru şekilde kaydettirerek sitenize günde yaklaşık 100 kişinin gelmesini sağlayabilirsiniz. |
| |
| Adres çubuğunda bulunan isim sizin sitenizin kişiliğini ortaya koymaktadır. Alan Adı seçimi yaparken hem içeriğinize uygun ve kısa hem de akılda kalıcı bir alan adı bulmalısınız. Bunu başardığınız taktirde sitenize bir kere giren kişi siteyi unutmayacak yaklaşık olarak bir ay içerisinde sizin sitenizi tekrar ziyaret edecektir. Bu da size büyük bir katkı sağlayacaktır. |
| |
| Web sitelerimizi genelde güzel durmaları için güzel resimlerle şık fotoğraflarla döşemeye çalışırız. Bu uygulama göze hoş gelmekle beraber sayfanın açılımını yavaşlatacak, ziyaretçiyi memnun etmeyecektir. Bu doğrultuda sayfanızdaki hostunuzu yoracak resimleri, ******leri kullanmamak en güzelidir. Hele ücretsiz hostingleri kullanıyorsanız kesinlikle anasayfanızın 60 kb 'ı geçmemesi ve resimlerin boyutunun çok büyük olmaması gerekir. Geocities tecrübesine dayanarak :) |
| |
| Web siteleri arasında yapılan banner ve link değişimleri çok yararlı olacaktır. Özellikle benzer içeriğe sahip siteler arasında yapılan banner ve link değişimleri iki tarafa da büyük katkılar sağlamaktadır. Mesela ziyaretçi aradığını iki site de bulabilir. Ayrıca bu değişimler arama motorlarına da yardımcı olmaktadır. |
| |
| Sörfçüler gezdikleri sitelerde aradığının da fazlasının bulunmasını ister. Gördüğü içerik ne kadar fazlaysa o siteye gösterdiği önem de o kadar fazladır. Eğer bir girişinde bütün siteyi gezebiliyorsa zaten o ziyaretçi o siteye bir daha gelme gereği duymaz, fakat o kadar çok içerik varsa ve bir seferde bütün hepsini gezemiyorsa bu o ziyaretçinin en kısa sürede yarım kalan sörfünü tamamlamak için siteye tekrar gireceğinin belirtisidir. |
| |
| Web sitelerinde yapılan aktiviteler çok önemlidir. Özellikle ziyaretçilerin online katıldıkları, birbirleri aralarında mesajlaşabildikleri ortamlar çok sevilmektedir. Örneğin ; Mesaj Panosu, Link Bankası, Maillist ,Ziyaretçi Defteri vs.. Bu aktivitelerde ziyaretçiyi memnun edecek ve o siteye tekrar girmesini sağlayacaktır. |
| |
| Toplistler ; web sitelerinin istatistiklerini tutan, istatistiklere göre sıraya dizen web siteleridir. Bu sitelere üye olarak sitenizin istatistiklerinizi tutturabilir ve takip edebilirsiniz. Üst sıralarda yer alırsanız sitenize ziyaretçiler gelir. Fakat burda Toplist seçimi de çok önemlidir. Eğer hitiniz düşükse çok büyük sitelere, toplistlere katılmanın bir anlamı yoktur. Daha düşük ve hitinize uygun toplistlere kayıt olmak her zaman için daha yararlıdır. |
| |
| Yukarıda anlattığımız hit arttırma yollarının dışında, size hiç bir yarar sağlamayacak olan fakat toplistlerde üst sıralara çıkmanızı sağlayacak olan web trafik sitelerine üye olabilirsiniz. Buradan gelen ziyaretçiler sizin sitenizi hiç bir şekilde bilmez, gezmez ve içeriğiyle ilgilenmez. Sadece hitiniz artmış olur. Bu yolu kimseye tavsiye etmiyoruz. |
BUYUK BİR UĞRAŞ SONUCU İNTERNET ALEMINDEN SIZLERE BU BİLGİLERİ TOPLADIM. OKU OKU BİTMEZ :) :)
Bilgisayar Nedir?
Bilgisayar Donanımı
Merkezi İşlem Birimi (CPU)
Ana Bellek (RAM)
Ön Bellek (Cache Memory)
BİOS (Basic İnput Output System)
Anakart
Bilgisayar Kasası
Sabit Disk (Hard disk) ve Disketler
CD-ROM Sürücü
Monitör (Ekran)
Klavye
Mouse (Fare)
Yazıcı (printer)
Çizici (plotter)
Tarayıcı (scanner)
Modem
Bilgisayarda Bilginin Birimleri
Bilgisayarla Yapılan İşlemler
Bilgisayar ağı (network)
Bilgisayar Yazılımları
Uygulama Yazılımları
Genel Amaçlı Uygulama Yazılımları
Özel Amaçlı Uygulama Yazılımları
Sistem Yazılımları
İşletim Sistemi Yazılımları
Hizmet Yazılımları
Zararlı Yazılımlar
Virüslere Karşı Aşı
Programlama Dilleri
Bilgisayar Açıldığında Ne Olur?
İşletim Sistemlerinin Genel Yapısı
DOS İşletim Sistemi
DOS İşletim Sisteminin Bilgisayarın Açılışında Yüklenişi
DOS Komutları
Diğer DOS Komutları
Bilgisayar Nedir?
Bilgisayar; kendine önceden yüklenmiş program gereğince çeşitli
bilgileri-verileri uygun ortamlarda saklayan ve istenildiğinde geri
getiren, çeşitli aritmetik ve mantıksal işlemler yapan; çok hızlı
çalışan elektronik bir cihazdır.
Bilgisayarın elektronik kısmına donanım (hardware), program kısmına ise yazılım (software) denir.
Bilgisayarın gelişiminde şu 4 unsur hiç değişmemiştir.
1. Bilginin Girişi (Giriş birimleri: Klavye, mouse, kamera, scanner, fax-modem vb.)
2. Bilginin saklanması (Hafıza: Harddisk, disket, cd-rom vb.)
3. Bilginin işlenmesi (Beyin: Merkezi işlem birimi-Central Processing Unit-CPU)
4. Bilginin çıkışı (Çıkış birimleri: Monitör/ekran, Printer/yazıcı, plotter/çizici, modem)
Bilgisayar Donanımı
Donanım bilgisayarı oluşturan her türlü fiziksel parçaya verilen
verilen addır. Donanım bir merkezi işlem biriminden (Central Processing
Unit-CPU) ve bu birime bağlı çevre birimlerinden oluşur. Çevre
birimleri de ayrıca giriş birimleri (input devices) ve çıkış birimleri
(output devices) olmak üzere iki kısma ayrılır.
Merkezi İşlem Birimi (CPU)
Bilgisayarın içindeki temel elemanıdır. Mikro işlemci diye de
anılır. Komutları işler, hesaplamaları yapar, bilgisayarın içindeki
bilgi akışını kontrol eder ve yönetir.
Mikro işlemcilerin her yeni kuşağı bir öncekinden çok daha
güçlüdür. 286, 386 ve 486 kuşakları artık demodedir. Günümüzde pentium
ve daha üst işlemciler geçerlidir.
Mikro işlemciler; İntel , IBM, AMD ve Cyrix gibi firmalar tarafından üretilir. İntel’in mikro işlemcileri yaygın olarak kullanılır.
Ana Bellek (RAM)
Ana bellek veya rastgele erişimli bellek (Random Access
Memory-RAM), bir giriş cihazından veya bir ikincil depolama cihazından
okunan veri ve programların, çalıştırılan programlardan elde edilen
sonuçların ve bir ikincil depolama cihazına veya bir çıkış cihazına
gönderilmeye hazır olan çıktıların tutulduğu yerdir. Buradaki “rastgele
erişim” ifadesi bilgisayarın bellek içerisindeki herhangi bir adrese
doğrudan gidip bilgileri okuyabileceği veya yazabileceği anlamında
kullanılmaktadır. Ana bellekte veriler geçici olarak tutulur; başka bir
deyişle bilgisayar kapatıldığında bu veriler silinir. Çok kullanıcılı
sistemlerde bilgisayar bir kullanıcı için herhangi bir işi yapmayı
bitirdiğinde, ana bellekteki aynı kısma diğer kullanıcılar için
işlenmesi gereken veri ve programlar yerleşir. Ana bellek diğer bilgi
saklama araçlarına oranla biraz daha pahalıdır.
Ana belleğin temel görevleri şöyle özetlenebilir.
1.Halihazırda çalışan programların program deyimleri ve bu programların ihtiyaç duyduğu verileri tutmak.
2.İşletim sistemi yüklendikten sonra ana bellekte sürekli olarak
kalması gereken işletim sistemi bileşenlerini tutmak.
3.Programlar tarafından üretilen sonuçları tutmak.
4.Sabit disklere veya harici bir cihaza gönderilmeye hazır olan çıkış bilgilerini tutmak.
Bellekte yerleşik olan veri ve programlara ihtiyaç halinde tekrar
ulaşabilmek için ana bellekteki her bölgenin bir adresi vardır.
Ana belleğin büyüklüğü; aynı anda çalışabilecek program sayısını ve programların çalışma hızını etkiler.
Ön Bellek (Cache Memory)
Ana bellek ile merkezi işlem birimi arasında görev yapan ve ana
bellekten çok daha hızlı olan bir bellektir. Bu bellek birimi; işlem
esnasında çok sık kullanılan bilgisayar talimatları ve geçici olarak
tutulan bilgiler için bir “yaz-boz tahtası” olarak kullanılır. CPU ’nun
ana bellekten veri alırken harcadığı zamanı azaltır; bu da bilgisayarı
hızlandırır. CPU, ana bellekten veri alması gerektiğinde, bu verinin
dahili ön bellekte olup olmadığına bakar. Dahili ön bellek, CPU’nun en
son işlediği verilerin bir kopyasını saklar. Aranan veri dahili ön
bellekte bulunamazsa harici ön belleğe bakılır. Harici ön bellekte de
bulunamayan veriler ana bellekten alınır. Bu, ön belleğe göre daha
yavaş bir süreçtir.
BİOS (Basic İnput Output System)
BİOS yongası (entegresi), bilgisayarın açılışı sırasında parçaları
kontrol eden ve onları çalışmaya hazır duruma getiren bir program
içerir. ROM (Read Only Memory) türündeki bellek üzerinde kaydedilmiş
bir programdır. Bu tür bellekteki bilgiler bilgisayarı kapattığınızda
silinmez.
Not:BIOS bugün üretilen anakartların çoğunda, Flash ROM üzerine
kayıtlıdır. Bu türdeki belleğin içeriği bilgisayarı kapadığınızda
silinmez ama gerektiğinde özel bir program çalıştırılarak
değiştirilebilir.Böylelikle BİOS un içerdiği hatalar giderilebilir.
BIOS’ un ilk görevi, bilgisayarın açılışı sırasında bellek gibi
çeşitli parçaları kontrol ederek,bir problem varsa kullanıcıyı
uyarmaktır.
Bilgisayarın açılışı sırasında özel bir tuşa (genellikle DEL tuşu)
basarsanız, karşınıza BIOS setup ekranı gelir. Bu ekranda gerekiyorsa,
sabit disk sürücülerinin tipi gibi çeşitli bilgileri ve ayarları
değiştirebilirsiniz.
Anakart
Veriyolu, bilgisayarın içindeki değişik birimler arasında bilgileri taşıyan bir sistemdir.
Bir bilgisayarın temel devre kartıdır. Bilgisayardaki tüm elektriksel bileşenler anakarta bağlanmıştır.
Genişletme yuvaları, genişletme kartları(ses, görüntü-ekran,
modem, network-ağ kartları)nın takılabileceği anakart üzerindeki
soketlerdir. Genişletme kartları, bilgisayarınıza yeni yetenekler
kazandırır. Daha güzel grafikler, CD kalitesinde ses, modem ile
iletişim, bilgisayar ağlarına(internet’e) bağlanmak ... Bunlar,
bilgisayarınıza ekleyebileceğiniz özelliklerden sadece birkaçı.
Genişletme yuvalarının tipini, bilgisayarın veriyolu belirler.
Bilgisayar Kasası
Bilgisayarı oluşturan parçaların içine takıldığı ve parçaları bir
arada tutan metal ve/veya plastik bir kutudur. Önceleri Desktop
ve slim kasa adı verilen yatık kasalar kullanılırken son yıllarda Mini
Tower diye adlandırılan dik tip kasalar kullanılmaktadır. Ancak IBM, HP
ve Compag gibi firmalar daha çok desktop tipi kasaları tercih
ediyorlar. Server(sunucu) veya ana bilgisayar olarak kullanılmak üzere
tasarlanan bilgisayarlarda genişleme olanakları fazla olan kasalar
kullanılmaktadır.
Kasanın en önemli bileşeni güç kaynağıdır. Güç kaynağı, normal şehir
cereyanını bilgisayarın kullanabileceği elektrik enerjisine dönüştürür.
Bilgisayar parçalarının fazla ısınmasını engellemek üzere güç
kaynağının içinde bir soğutucu fan bulunur. Genellikle
mikroişlemcilerin üzerinde de ayrıca bir soğutucu fan bulunmaktadır. PC
(Personal Computer) lerde güç kaynağının kapasitesi ortalama 200-250 watt’tır.
Elektrik cereyanındaki dalgalanmalar ve elektriğin kesilmesi
bilgisayarınıza zarar verebilir. Makinenizi ve bilgilerinizi korumak
için kesintisiz güç kaynağı kullanabilirsiniz.
Kesintisiz Güç Kaynağı, elektrik enerjisindeki dalgalanmalara
karşı; çıkışında bilgisayarınıza sürekli aynı voltajda temiz bir enerji
verir ve kesinti durumunda, içindeki akülerin kapasitesine göre
bilgisayarınızı 5 dakika ile birkaç saat arasında çalıştırır.
Bilgisayar Kasasında, bilgisayarı kolayca açmak ve “reset” yapmak için tuşlar bulunur
Açma/Kapama (Power On/Off) tuşu, bilgisayarı açıp kapamayı sağlar.
Reset tuşu, açma/kapama düğmesine basmadan bilgisayarı yeni açılmış
haline getirir. Özellikle makine komutlarınıza uymuyorsa veya
kilitlendiyse kullanılır.
Sabit disk sürücü ışığı, bilgisayar sabit diske bir şey yazdığı
veya ondan bir bilgi aldığı(okuduğu) zaman yanar. Bu ışık yanarken
bilgisayarı sakın kapamayın ve oynatmayın yoksa diskteki bilgiler
bozulabilir.
Bilgisayar Kasasının arkasındaki Portlar :
Seri Port, “Erkek Konnektör” olarak da adlandırılan bu portlarda 9
veya 25 iğne(pin) bulunur. Seri portlara fare(mouse), modem,
tarayıcı(scanner) bazen de yazıcı bağlanır. Bilgisayar her seri portu
COM etiketiyle görür.(COM1, COM2 ...)
Paralel Port, “dişi konnektör” olarak da bilinen bu portlarda 25
delik bulunur. Paralel portlara yazıcı ve teyp birimleri takılır.
Bilgisayar her paralel portu LPT etiketiyle görür.
Monitor(Ekran) Portu, monitörü bağlamak içindir.Görüntü kartının üzerinde bulunur
Klavye portu, klavyeyi ve mouse portu da fareyi bilgisayara bağlar.
USA (Üniversal Seril Bum) portu, yeni bir standart olan USA;
fareden klavyeye tüm cihazları zincirleme şekilde birbirine bağlıyor.
USA portları ile 127 adede kadar cihaz bilgisayara kolayca eklenebilir.
Oyun portu, joystick’leri bilgisayara bağlar. Genellikle ses kartının üzerinde bulunur.
Sabit Disk (Hard disk) ve Disketler
Yukarıda belirtildiği gibi bilgiler bilgisayarın belleğinde
işlenip değerlendiriliyor. Bilgisayarın kapatılması veya elektriğin
kesilmesi halinde bellekteki bilgiler siliniyordu. Bellekte geçici
olarak saklanan bilgileri kalıcı olarak saklamak için bilgilerin
manyetik bir ortama aktarılması gerekir.
En çok kullanılan manyetik ortamların başında ise hard disk ve
disketler gelmektedir. Disketler bilgisayara takılıp çıkartılabilirken,
hard diskler bilgisayarda sabit olarak kalıyor. Disketlerin hem
kapasiteleri düşük hem de disketten bilgi okuma ve yazma hızı hard
disklere göre son derece düşüktür. Ayrıca hard diskler disketlere göre
daha dayanıklı ve uzun ömürlüdür. Yani hard (sabit) disk sürücü bir
bilgisayarın bilgi depolamak için kullandığı en temel birimdir. Veriler
bir dizi dönen diskte manyetik olarak saklanır(Kaydedilen bilgiler
Dosya adını alır).
Bilgisayarınızda birden fazla sabit disk sürücü bulunabilir veya
bir sabit disk iki yada daha fazla bölüme ayrılabilir. İlk sabit disk,
C sürücüsü diye adlandırılır. Daha sonra takılan hard diskler sırasıyla
D,E,F... harflerini alır.
Not: D harfi genellikle CD-ROM sürücüsü için kullanılır.
Bir sabit diskin saklayabileceği bilgilerin miktarı, MB(Mega Byte)
ve GB(Giga Byte) ile ölçülür.Günümüzde sabit disklerin kapasitesi 10-50
GB arasındadır.
Not : 1 GB = 1024 MB olmakla birlikte, bazı sabit disk üreticileri 1 GB = 1000 MB olarak tanımlamaktadır.
Disket (floppy disk), verileri manyetik ortamda saklayan
taşınabilir bir araçtır. Bir disketi(ve hard diski) ilk kez kullanmadan
önce biçimlendirmek (formatlamak) gerekir. Formatlama, disketi iz ve
sektörlere ayırarak onu kullanıma hazır duruma getirir.
Disketler, boyutlarına göre ikiye ayrılmaktadır: 3.5” ve 5.25”.
Bugün kullanılan 3.5” disketlerin veri saklama kapasiteleri için iki
yaygın standart kullanılıyor:
1.Çift yoğunluklu (Double Density-DD) : 720 KB
2.Yüksek yoğunluklu (High Density-HD) : 1.44 MB
Bilgisayarlarda disket sürücü A (varsa ikinci sürücü B) diye adlandırılır.
CD-ROM Sürücü
CD-ROM (Compact Disk - Read Only Memory) sürücü, kompakt
disklerdeki sayısal bilgileri okuyan araçtır. CD-ROM sürücülerde okuma
işlemi lazer ışını ile yapılır.
CD-RW’larda okuma için ayrı yazma için ayrı lazer ışını kullanılır.
CD-ROM’lar alüminyumdan üretilmiş, üzerleri şeffaf polikarbonat
maddesiyle kaplanmış ve üzerine koruyucu bir cila çekilmiş
disklerdir.CD’ler diğer kayıt birimlerine göre daha güvenilirdir. Bir
CD’nin bilgi depolama kapasitesi yaklaşık 650-750 MB arasındadır.
Monitör (Ekran)
Monitör (veya ekran) bilgisayarın mikroişlemcisinden gönderilen
sinyalleri gözün görebileceği şekilde görüntüye dönüştüren cihazdır.
Yani CPU tarafından işlenilen bilgilerin kullanıcıya iletildiği
ortamdır; bir çıkış birimidir. Monitörlerin en önemli özelliklerinden
birisi ekrandaki görüntülerin netliği veya çözünürlüğüdür.
Çözünürlük (resulation), yatay ve dikey olarak ekrandaki nokta
sayısıyla ölçülür. Çözünürlük yükseldikçe ekrana daha fazla bilgi
sığar, ama ekrandaki görüntüler küçülür. Multisync monitörler, değişik
çözünürlüklerde çalışabilirler(640x480, 800x600, 1024x768, 1280x1024
gibi). Böylece ekrandaki görüntüleri amaca göre genişletip
daraltabiliriz.
Büyüklük : Monitör büyüklüğü, ekranın köşegen uzunluğuyla ölçülür.
Standart monitörler 14” veya 15” (inç) büyüklüğündedir. 1024x768’den
daha yüksek çözünürlüklerde rahat çalışabilmek için 17” veya daha büyük
bir monitör seçilmelidir.
Nokta aralığı : Görüntü netliği, ekran yüzeyindeki noktaların
arasındaki uzaklığa bağlıdır. Nokta aralığı ne kadar küçükse görüntü o
kadar net olur. Eski monitörlerde bu 0.39 mm iken şimdiki monitörlerde
genellikle 0.28 veya daha küçüktür.
Ekran tazeleme : Ekrandaki görüntü saniyede en az 60 kez
tazelenmelidir. Ekran tazeleme frekansı yükseldikçe daha sabit bir
görüntü elde edilir. “Non-interlaced”(titreşimsiz) denilen monitörler
ekranı tek seferde tarayabildiği için gözü daha az yorar.
Monitör ve görüntü kartı, ekranda görüntülerin sergilenebilmesi için birlikte çalışırlar..
Görüntü kartı, ana karta bağlanan bir genişleme kartıdır. Bir kablo, görüntü kartı ile monitörü birbirine bağlar.
Monitörde görüntülenebilen renklerin sayısı görüntü kartındaki
bellek miktarıyla sınırlanır. Görüntü kartındaki bellek yongaları,
bilgileri monitöre göndermeden önce geçici olarak saklar. Renk sayısı,
ekrandaki görüntülerin kalitesini doğrudan doğruya etkiler. Daha fazla
renk, gerçeğe daha yakın ve daha iyi görüntü demektir.
Klavye
Klavye, üzerinde harf, rakam, özel karakterler ve özel fonksiyon
tuşlarının bulunduğu bir bilgisayar giriş birimidir. Bilgisayar temelde
klavye aracılığıyla yönlendirilir ve kumanda edilir. Klavyenin
tuşlarına basıldığında, basılan tuşun kodu bilgisayarın CPU’su
tarafından değerlendirilmek üzere belleğe aktarılır ve yankısı yada
neticesi ekrana gelir.
Klavyeler üzerindeki harf tuşlarının diziliş şekline göre F veya Q
tipi olurlar. Farklı firmaların ürettiği klavyelerde bazı farklı tuşlar
bulunabilir.
Klavyenin üzerinde bulunan bazı tuşlar, ekrana bir karakterin
yazılmasına neden olmazlar. Çünkü bu tuşlar bir görüntüden öte bir etki
oluştururlar. Ancak bu tuşların işlevleri programdan programa
değişiklik gösterebilir. Örneğin bir çok programda F1 tuşuna basıldığı
zaman o sırada çalışan program veya yapılan işleme bağlı olarak ekrana
yardımcı bilgi getirilmektedir.
Enter tuşu : Bilgisayara bir işi yapmasını söylemek, bir komutu
çalıştırmak için kullanılır. Kelime işlemcilerde ise yeni bir paragrafa
geçmeyi sağlar.
Esc (Escape) tuşu : O sırada yapılan işi yarıda kesmek, vazgeçmek
veya geriye dönmek amacıyla kullanılır. Windows uyumlu programlarda Esc
tuşu genellikle iptal düğmesini temsil eder.
Fonksiyon tuşları : Bu tuşlar belirli bir işlemi çabucak yapmak
için kullanılır. Örneğin F1 tuşu çoğu programda yardım bilgilerini
ekrana getirir.
Tab tuşu : DOS ortamında bu tuşa basıldığı zaman imleç veya ekleme
noktası 5 karakter genişliği kadar sağa gitmektedir. Başka bir deyişle
DOS ortamında 5 kez boşluk tuşuna basmak yerine bir kez tab tuşuna
basmak aynı etkiye sahiptir. Kelime işlem programlarına paragraf
girintisi için, windows’ta iletişim kutusu pencerelerinde ise düğmeler
arası geçişte kullanılır.
Caps Lock tuşu : Bu tuşa bir kez basınca (klavyenin sağ üst
köşesinde ilgili ışık yanar ve) klavyeden hep büyük harf
girebilirsiniz. Bir kez daha basarsanız, yine küçük harf moduna
geçilir.
Shift tuşu : Bu tuşa bir harf tuşu ile birlikte basıldığında, o
harfi büyük yazmakta veya bir rakam tuşu ile birlikte basıldığında ise
o rakam tuşunun üst kısmında belirtilen özel karakteri yazmaktadır.
Ctrl ve Alt Tuşları : Başka tuşlarla birlikte aynı anda
bastığınızda, belirli işlemleri yapmaya yarar. Örneğin bazı
programlarda Ctrl+S dosyayı kaydeder, Ctrl+Alt+Del bilgisayarı
resetler.
Alt Gr tuşu : Q dizilişine sahip klavyelerde Türkçe’ye özgü ç,ş,ü
ve ö gibi harflere yer bulabilmek için bazı tuşlara 3. bir görev
verilmektedir. Bu 3. görevi kullanabilmek Alt Gr tuşu basılı iken söz
konusudur.
Windows tuşu : Bu tuş Windows işletim sistemlerinde “Başlat”
menüsünü açar. Ayrıca başka tuşlarla birlikte kısa yol tuşu olarak
kullanılır. Klavyenin sol alt köşesinde Ctrl ile Alt tuşları
arasındadır.
Sağ fare tuşu : Windows’ta sağ fare tuşu ile aynı görevi görür.
Klavyedeki yeri boşluk tuşunun sağındaki Ctrl tuşunun solundadır. Bu
arada Ctrl, Shift ve Enter tuşları kullanım kolaylığı düşünülerek
klavye üzerinde ikişer adettir.
Back Space (Geriye Silme) tuşu : Klavyede rakamların bulunduğu
sırada en sağda olan bu tuş, ışıklı göstergenin(imlecin) solunda
bulunan karakteri silmek için kullanılır. İmlecin solundaki karakter
silindiği için sağında bulunan bütün karakterler bir karakter genişliği
kadar sola kayarlar.
Del (Delete) tuşu : Del tuşu ise imlecin sağındaki karakteri siler.
İns (İnsert) tuşu : İnsert tuşu açık/kapalı mantığıyla çalışır.
İnsert açıkken yazılan karakterler sağdaki karakteri ileri doğru iterek
araya yerleşir. İnsert kapalı iken ise yazdığımız karakterler daha
önceki karakterlerin üstüne yazılır.
Home tuşu : Bu tuş satırın başına gitmemizi sağlar.
End tuşu : Bu tuş satırın sonuna gitmemizi sağlar.
Page Up tuşu : Bu tuş bir sayfa yukarı çıkmamızı sağlar.
Page Down tuşu : Bu tuş bir sayfa (bir ekran görüntüsü kadar) aşağı inmemizi sağlar.
Pause tuşu : Bu tuş yapılan işlemin bir tuşa basana kadar
durdurulmasını sağlar. Bir tuşa basınca işlem kaldığı yerden devam
eder.
Print Screen tuşu : DOS ortamında çalışırken bu tuşa basmanız
halinde o sırada ekranda ne görülüyorsa yazıcıya gönderilir. Windows
ortamında bu tuşa bastığınızda yine ekranın resmi çekilir. Ancak
ekranın resmi yazıcı yerine, geçici bilgi saklama ortamı olan ve Pano
adı verilen ortama aktarılır. Daha sonra panoda saklanan resmi Paint
gibi bir boyama programına aktarıp istediğiniz gibi kullanabilirsiniz.
İmleç tuşları : Bu tuşlarla imleci ekranda istediğiniz yere arqo Söz yaSak(bayroSh)ürebilirsiniz.
Nümerik klavye : Num Lock ışığına bağlı olarak, buradan rakamları
girebilir veya imleci kontrol edebilirsiniz. Num Lock ışığını “Num
Lock” tuşu yakar veya söndürür.
Bunlardan başka yeni tip klavyelerde Sleep(Stand-by/Bekleme uyuma modu), Power (açma-kapama) gibi bazı tuşlar da vardır.
Mouse (Fare)
Ekrandaki öğeleri (icon’ları) seçmenizi ve hareket ettirmenizi, bu
icon’ların temsil ettiği işlemleri (sol tuş ile bir veya iki kez
tıklayarak) yaptırmanızı sağlayan bir giriş aygıtı’dır
Fare, klavyenin yerini almak için geliştirilmiş bir aygıt değil
aksine kullanıcının imleci hareket ettirme kabiliyetini geliştiren bir
aygıttır.İki veya üç tuşlu olabilir.
Farenin çalışması bir topun hareketine dayanır. Fare düz bir
yüzeyde hareket ettirildikçe topun hareketi ekrandaki işaretin
hareketine dönüştürülür.Farenin iyi çalışması için, ara sıra bu topu
çıkarıp temizleyin.
Mouse Pad (farelik) farenin hareketi için uygun ve iyi bir yüzey sağlar.
Seri fareler COM portuna, PS/2 tipi fareler fare portuna bağlanır.
Bu iki tip konnektörü birbirine çeviren dönüştürücüler vardır.
Yazıcı (printer)
Bilgisayardaki bilgilerin kağıt üzerinde gösterilmesini sağlayan
çıkış birimlerinden en önemlisi yazıcılardır. Yazıcılar basımda
kullandıkları teknolojiye göre üç sınıfa ayrılırlar.
1.Nokta vuruşlu (matris) yazıcılar : Sayfa üzerine harfleri ve
şekilleri minik noktacıklarla oluştururlar. Yazma kafası, mürekkepli
bir şeride vuran küçük iğnelerden (9 veya 24 pin) oluşur. Bu yazıcılar
vuruşlu oldukları için oldukça gürültülüdür.
Nokta vuruşlu yazıcılar, özellikle aynı anda birden çok kopya
alınması gereken durumlarda kullanışlıdır. Genellikle sürekli form
kağıt kullanırlar. Sürekli formun kenarında, yazıcıya takılmasını
sağlayan delikler vardır.
2.Mürekkep püskürtmeli (inkjet) yazıcılar : Nokta vuruşlu
yazıcılardan daha kaliteli baskı yaparlar ve daha sessiz çalışırlar.
Renkli mürekkep püskürtmeliler, normal kağıda baskı yapabilirler, ama
özel kağıt kullanılırsa daha iyi sonuç verirler.
3.Lazer yazıcı : Sayfa görüntüsünü oluşturmak için lazer
ışınlarını kullanan, yüksek hızlı bir yazıcıdır. Lazer yazıcılar,
yüksek kalitede belge üreten bir fotokopi makinesi gibi çalışır.
Çizici (plotter)
Çiziciler özellikle grafik çıktıların alınmasında kullanılan
aygıtlardır. Renkli kalemler kullanılmak suretiyle renkli çıktılar
alınabilir. Çiziciler genellikle mimarlık ve mühendislik
uygulamalarında kullanılır.
Tarayıcı (scanner)
Tarayıcılar fotoğraf, grafik ve düz yazıları okuyup bilgisayara
aktaran aygıtlardır. Bilgisayara aktarılan resim ve grafikler üzerinde
değişiklik yapılabilmektedir. Düz yazılar ise kelime işlem
programları(OCR optik karakter tanıma programı) ile
değiştirilebilmektedir.
Tarayıcıların masa üstü tipi olduğu gibi el ile tarama yapmayı
gerektiren el tipi tarayıcılar da vardır. Tarayıcılar bilgisayara ya
SCSI bir kartla bağlanmakta ya da yazıcının takıldığı paralel çıkışa
bağlanır. Paralel çıkıştan bilgisayara bağlanan tarayıcılar daha
ekonomiktir. Bu tip tarayıcılarda ayrıca yazıcılar için bir çıkış
bulunmaktadır.
Modem
Bilgisayarınızın telefon hatlarını kullanarak iletişim kurmasını
sağlar. Modem terimi, Modulation-demodulation kelimelerinin
kısaltılması ile oluşturulmuştur. Modem, bilgisayardan aldığı
digital(sayısal) veriyi analog veriye çevirerek göndermek ve aynı
şekilde karşı taraftaki bilgisayardan gelen analog veriyi tekrar
digital veriye çevirerek bilgisayara iletmektir. Bu digital-analog
çeviri işleminin gerekli olmasının sebebi, bilgisayarları birbirine
bağlamak için kullanılan hatların digital veriyi taşıyamamalarıdır.
Bir modem kullanarak, internet ve BBS gibi bilgi ağları ve
hizmetlerine erişebilirsiniz. Faks yeteneği de olan bir fax/modem
cihazıyla bilgisayarınızdan faks çekebilir ve size gelen faksları
alabilirsiniz. Ses(voice) özellikleride olan bir modem telesekreter
görevi görebilir.
Harici tip Modemler bilgisayara seri port ile bağlanır.
Bilgisayarda Bilginin Birimleri
Bit (binary digit) : 0 ve 1’lerden oluşmuş, bilgisayarda bir anlamı olan en küçük bilginin adıdır.
Byte : 8 bitin birleşimiyle oluşmuş 1 karakterlik bilgidir.
Karakter : Harf, rakam veya semboller. Her birine 1 karakter denilir.
1 Byte = 1 Karakter = 8 Bit
1024 Byte = 1 Kilo Byte(KB), 1024 KB = 1 Mega Byte(MB), 1024 MB = 1 Giga Byte(GB)
Bilgisayarla Yapılan İşlemler
Bir bilgisayarla yapılan işlemler üç temel faaliyetten ibarettir:
Giriş/çıkış işlemleri, veriler üzerinde yapılan işlemler ile veri yada
bilgilerin saklanması ve nakli işlemleri.
1.Giriş/çıkış işlemleri : Bir bilgisayar çeşitli giriş ve çıkış
cihazları vasıtasıyla toplanan verileri alma ve işlenen verileri de
sunma kabiliyetine sahiptir.
2.Veriler üzerinde işlemler yapılması : Aşağıdaki işlemler bilgisayar tarafından veriler üzerinde icra edilebilir.
a. Sınıflandırma : Sınıflandırma genellikle veriler için önceden
tespit edilmiş kısaltma veya kodlar vasıtasıyla yapılır. Kod türleri;
nümerik (111,112,113 gibi), alfabetik (A,B,C gibi), ya da alfanümerik
(A1,B1,C1 gibi rakam ve harflerin karışımı şeklinde) olabilir.
b. Aritmetik ve mantıksal işlemler : Aritmetik işlemler verilerin
toplama, çıkarma, çarpma ve bölme gibi işlemlere tabi tutulmasıdır.
Bilgisayar ayrıca mantıksal karşılaştırmalar yapma kabiliyetine de
sahiptir. Örneğin A ve B şeklinde ifade edilen iki veri birimi
karşılaştırıldığında sadece üç muhtemel sonuç söz konusudur.(1) A,
B’den küçüktür (AB). Bu karşılaştırma kabiliyeti bilgisayarın önemli bir
özelliğidir. Çünkü çoğu karmaşık problemler karşılaştırmalar yapmak
suretiyle çözülebilir.
c. Sıralama : Veriler mantıksal bir sıra içerisinde düzenlenmişse
bunlarla çalışmak ve analiz etmek daha kolay olur. Örneğin nümerik
veriler küçükten büyüğe veya büyükten küçüğe, alfabetik veriler ise
A’dan Z’ye veya Z’den A’ya şeklinde düzenlenebilir. Bilgisayarın
mantıksal karşılaştırmalar yapmak suretiyle gerçekleştirdiği bu
düzenlemeye sıralama denir.
d. Özetleme (grafik) : Veri yığınlarının daha kısa ve
kullanılabilir şekle indirgenmesine özetleme denir. Bilgisayarın
çeşitli grafik programları yardımıyla verilerden pasta veya sütun
grafikler çıkarması özetlemeye bir örnek oluşturur.
3.Saklama ve nakletme işlemleri : Saklama, veri ve bilgilerin daha
sonraki kullanım için bir harddisk, disket, CD-ROM veya bir manyetik
bant gibi bir aygıtta saklanmasıdır. İstenildiğinde bu veri ve
bilgilere çabucak ulaşılabilir ve kullanılabilir. Ayrıca bilgisayarlar
veri ve bilgileri bir yerden başka bir yere transfer etme kabiliyetine
sahiptir. İletişim, herhangi bir elektronik iletişim aracı ile
yapılabilir.
Bilgisayar ağı (network)
Bir bilgisayar ağı,iki veya daha fazla bilgisayarın bir iletişim
aracı üzerinden(kablolu veya kablosuz), tüm iletişim, yazılım ve
donanım bileşenleri ile birlikte bağlanarak meydana getirilen sistem
olarak tanımlanabilir. Bilgisayar ağı en az bir sunucu bilgisayar (server)
ve bir istemci (client) bilgisayar (terminaller), modem veya ethernet
(network) kartı, iletişim protokolü ve benzeri iletişim araçlarını
bünyesinde bulundurur. Böyle bir ağa bağlı kullanıcılar bir çok yazılım
ve donanımı paylaşabilirler.
Network sistemleri yakın ve uzak bağlantılar olmak üzere iki ana başlık altında incelenir.
Yakın mesafelerde olan bilgisayarların birbirlerine bağlandığı
network sistemlerine LAN (Local Area Network), uzak mesafelerde olan
bilgisayarların birbirlerine bağlandığı network sistemlerine ise WAN
(Wide Area Network) adı verilir.
Bilgisayar ağları;bilgisayar kaynakları ve elektronik nesne
paylaşımını amaçlayarak başladı ve bir iletişim, paylaşım, dayanışma ve
ortak çalışma ortamına dönüştü. Bir kullanıcı masasındaki PC-terminal
iş istasyonu ile ağ üzerindeki kaynakları kullanabilmektedir. Bu ise
kullanıcıya bilgisayarından bağımsız bir arayüz olanağı sağlamaktadır.
Diğer bir deyişle; belirli bir programı veya veri tabanını kullanmak
için o programın yüklü olduğu bilgisayarın başında olmak gerekmiyor,
veritabanını kullanıcının kendi bilgisayarında çalışan bir program
kullanabiliyor veya uzaktan kullanım ile (telnet, remote login) ilgili bilgisayar da program ve veritabanını kullanabiliyor.
Bilgisayar ağlarının en büyüğü ve bir anlamda toplamı olan İnternet tüm
dünyayı kapsayan, irili ufaklı her türden milyonlarca bilgisayardan
oluşmakta, 200 civarında ülke ile elektronik posta,100 civarında ülke
ile online elektronik nesne değişimine izin vermektedir.
Bilgisayar Yazılımları
Yazılım, kullanıcıların bilgisayarda işlerini yapmalarına imkan
veren tüm programlara verilen genel addır. Yazılımlar :
1.Sistem Yazılımları
2.Uygulama Yazılımları
olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Uygulama yazılımları;
programlama dilleriyle yazılan kullanıcıya yönelik yazılımlardır.
Sistem yazılımları ise uygulama yazılımlarının belli bir donanım grubu
üzerinde pürüzsüz olarak çalışmasını sağlayan zemin programlarını
içerir.
Uygulama Yazılımları
Kullanıcıların belli başlı bazı işlemleri yapmalarına imkan veren
yazılımlardır. Uygulama yazılımlarının geliştirilmesi için programlama
dilleri ve diğer bazı uygulama geliştirme araçları kullanılır. Uygulama
yazılımları genellikle belli bir işletim sistemi altında çalıştırılmak
üzere hazırlanır. Örneğin, Macintosh işletim sistemi altında
çalıştırılmak üzere hazırlanan bir kelime işlem programı DOS veya
WINDOWS işletim sistemini kullanan kişisel bilgisayar(PC-Personal
Computer)larda çalışmayacaktır. Bununla birlikte, çoğu durumlarda
ticari uygulamalar; diğer bir çok işletim sistemi altında da
çalışabilecek şekilde hazırlanmaktadır.
Genel Amaçlı Uygulama Yazılımları
Günümüzde bilgisayar sistemleri için geliştirilmiş çok sayıda
genel amaçlı uygulama yazılımı mevcuttur. Bunların sayısı ve
özellikleri her geçen gün hızla artmaktadır. Bu yazılımlardan kişi ve
kurumlarca en yaygın olarak kullanılanları; kelime işlem programları,
elektronik hesap tablosu programları, sunum programları, dosya yönetim
ve veri tabanı yönetim programlarıdır.
Kelime İşlem Programları : Bilgisayarın, çok güçlü özellikleri olan
bir daktilo makinesi gibi kullanılması özelliğini sağlayan
programlardır. Hazırlamak istediğiniz belgede grafik, tablo, resim,
dipnot ve belgeyi birden fazla sütun halinde düzenlemek gibi
özellikleri sağlarlar. Bu programlar diğer genel amaçlı uygulama
yazılımlarına oranla çok daha yaygın kullanılmaktadır. Bazı kelime
işlemciler, masa üstü yayıncılık, elektronik takvim, ve elektronik
posta gibi özelliklere sahip olan entegre ofis sistemlerinin
temelidir(Word, WordStar, WordPerfect, PW-Professional Write gibi).
Hesap Tablosu Programları : Hesap tablosu programları bilgisayar
sistemini son derece özellikli bir elektronik hesap makinesine
dönüştüren programlardır. En basit özelliği verileri oldukları gibi
tablo şeklinde listelemek olduğu gibi, verileri alıp çeşitli türlerde
grafiklere dönüştürme özelliğine de sahiptirler(Excel, Lotus 123,
Quattro Pro gibi).
Sunum Programları : Belli bir konuda yapılan araştırmanın ve/veya
hazırlanan raporların sonuçlarını bilgisayar yardımıyla diğer kişilere
anlatmak için kullanılır. Sunum genellikle bilgisayara bağlı bulunan
bir projeksiyon/data shov cihazı yardımıyla yapılır. Bu uygulamalar her
türlü grafik, ses ve video görüntülerinin kullanılmasına imkan verir.
Dosya Yöneticileri ve Veri Tabanı Yönetim Programları : Büyük
miktardaki verileri depolayıp bu verilere hızlı bir erişim ve bu
verilerden raporlar hazırlanmasına imkan veren programlardır(Access,
Database/Dbase, FoxBase/FoxPro, Oracle, File Maker gibi).
Bu yazılımlar genellikle üretici firmalar tarafından
birleştirilerek MS-Office, Star Office(Sun), Open Office(ücretsiz) gibi
tek bir ofis paketi halindedirler.
Özel Amaçlı Uygulama Yazılımları
Özel amaçlı uygulama yazılımları belirli bazı işleri yapabilmek
için geliştirilen, dolayısıyla sınırlı amaçları olan yazılımlardır.
Aşağıda bazı özel amaçlı yazılım türleri kısaca belirtilmiştir.
Analiz ve karar verme : Belli işlemleri yapmaktan çok;
problemlerin çözümünde yöneticilere yardımcı olmak amacıyla
geliştirilmiştir. Matematiksel modellerden faydalanmak üzere istatistik
ve yönetim bilimi yazılımlarını birleştirir.
Planlama, programlama, koordinasyon ve organizasyon: Finansal
planlama, bütçe, masraf ve satış raporları hazırlama, toplantı
gündemlerinin hazırlanması ve randevuların ayarlanması gibi işler “masa
üstü düzenleyici”de denilen özel uygulama yazılımları ile yapılır.
Ayrıca “akıllı binalar”, “Hastane Otomasyon Sistemleri” ve proje yönetimi yazılımları da vardır.
İletişim : İletişim programları, bilgisayar ağları arasında iletişim
kurulmasına imkan veren yazılımlardır. Günümüzde yaygın bir şekilde
kullanılan İnternet hizmetlerinden yararlanmak için geliştirilmiş olan
her türlü program iletişim programları içerisinde düşünülebilir.
Eğitim : Bilgisayarlar eğitimde her geçen gün gittikçe artan bir
oranda kullanılmaktadır. Bugün piyasada olan programların çoğu
öğreticileriyle birliktedir, yani program içindeki yardım menüsünde
programın kullanım bilgileri bulunmaktadır. Ansiklopedik bilgiler
içeren, belli bir yer veya konuda hazırlanmış olan tanıtıcı programlar,
yabancı dil veya herhangi bir dersle ilgili olarak yardımcı olmak üzere
hazırlanmış, internette online veya asenkron eğitim için hazırlanmış
programlar eğitim amaçlı programlardır.
Sistem Yazılımları
Uygulama yazılımları ile bilgisayar donanımı arasında aracılık
eden yani bilgisayar sisteminin pürüzsüz bir şekilde çalışmasını
sağlayan yazılımlardır. Bu kısımda İşletim Sistemi (Operating System) ve Hizmet (Utility) yazılımları kısaca incelenecektir.
İşletim Sistemi Yazılımları
Bir işletim sistemi, bilgisayar kaynaklarının yönetimi ve
kontrolünü sağlayan yani bilgisayar sisteminin yapacağı işleri yöneten
programlar bütünüdür. Kullanıcıya bilgisayarın kaynaklarını mantıksal
bir ortamda yönetme ve yönlendirme imkanı verir, pek çok fonksiyonu ise
kullanıcının haberi bile olmadan kendisi üstlenir. Diyelim, bir yazı
yazdınız ve diske kaydediyorsunuz. Kelime işlemci(yazıyı yazdığınız
program), doğrudan diskle ilgili bir iş yapmaz, sadece işletim
sisteminin diskle ilgili fonksiyonlarını kullanır.
Bir işletim sisteminin gerçekleştireceği temel işlemler;
1.Merkezi İşlem Birimini farklı işlere yönlendirmek, yönetmek,
2.Ana belleği yönetmek,
3.Harici kayıt cihazlarını yönetmek,
4.Giriş/çıkışları kontrol etmek,
5.Bilgisayar sisteminin güvenliği ve kontrolünü sağlamaktır.
Bugün kişisel bilgisayar dünyasında değişik işletim sistemleri
kullanılıyor. Microsoft’un IBM uyumlu PC’ler için ürettiği MS-DOS,
Windows, Windows NT, Windows2000 işletim sistemleri ayrı, Apple
Macintosh’un işletim sistemleri ayrı, yine IBM uyumlu PC’lerde
kullanılan IBM OS/2 Warp, Linux ve Unix işletim sistemleri ayrı.
Üstelik her birinin farklı sürümleri var. Bunlardan günümüzde IBM
uyumlu PC’lerde en yaygın kullanılanı Microsoft Windows olmakla
birlikte son yıllarda Linux kullanımı da artmıştır. Önceleri çeşitli
sürümleri ile DOS (Disk Operating System) işletim sistemi üzerine
yüklenen bir Grafik Kullanıcı Arabirimi (GUI-Graphical User Interface)
olan, yani PC’mizi DOS üzerinde daha rahat kullanabilmemiz için
grafiksel öğeler getiren Windows, uzun bir süre sonra Windows 95 sürümü
adıyla işletim sistemi unvanını edindi(aslında Windows NT, gerçek
anlamda ilk Windows işletim sistemidir). PC’lerin ağ ortamında
kullanımı içinse Novell Netware gibi işletim sistemleri geliştirildi.
Ancak daha sonra Windows NT ve Windows 95’e gelişmiş ağ özellikleri
eklendi.
Genelde bir işletim sisteminde kullandığımız uygulama diğerinde
çalışmaz(farklı sürümlerini kullanmak gerekebilir). Ayrıca bir işletim
sistemini kullanma alışkanlıkları diğer işletim sistemi ile
uyuşmayabilir(fare kullanımı, menüler, arabirim, alıştığımız klavye
kestirmeleri, komutlar vs.).
Hizmet Yazılımları
Hizmet (Utility) yazılımları, genel sistem destek işlemlerini
yapmak için kullanılan programlardır. Diskleri biçimlendirmek,
dosyaları kopyalamak, disklerdeki programları yedeklemek, dosya
sıkıştırma, dosya transfer(ftp), klavye düzenleme, disk yüzeyini
düzenleme(fdisk, partition magic), virüs temizleme gibi işlemleri
yaparlar. Çoğu işletim sistemi hizmet yazılımlarının yaptığı işlerin
çoğunu yapmaktadır. Fakat bazı durumlarda hizmet yazılımları ayrı bir
paket olarak daha güçlü özelliklerle üretilmektedir.
Zararlı Yazılımlar
Buraya kadar anlattığımız faydalı yazılımların yanı sıra, faydalı
yazılımlara zarar veren yada kullanıcı dosyaları üzerinde tahribat
yapan zararlı yazılımlar da vardır. Bu yazılımlara genel bir ifadeyle
zararlı yazılımlar yada “bilgisayar virüsleri” denir. Bilgisayar
virüsleri kendi kendilerini çoğaltabilen, bir bilgisayardan diğerine
yayılabilen ve çoğu kez bilgisayar sistemlerine kasten zarar vermek
için yazılmış programlardır.
Bir bilgisayar virüsünün üç temel karakteristiği vardır:
1.Kendi kendini çoğaltma mekanizması, aşağıdaki fonksiyonları yapar;
· Enfekte etmek için diğer programları arar,
· Bir program bulduğu zaman, daha önce enfekte edilip edilmediğini tespit eder,
· Gizli talimatları program içerisinde bir yere ekler,
· Programın veya dosyanın enfekte edildiğini gösteren bir işaret ekler.
İşaret (flag) gerekli olabilir. Aksi takdirde işaret olmadan programlar
tekrar tekrar enfekte edilir veya çok anormal şekilde büyüyebilir.
Kendi kendini çoğaltma mekanizması dosyaların enfekte edildiğinin
gizlenmesine yardım edecek olan diğer bazı fonksiyonları da icra eder.
Mesela dosyaların üzerinde değişiklik yapıldığı son tarihi tekrar eski
değerine ayarlayabilir.
2.Aktivasyon mekanizması, bazı olayların ortaya çıkmasını kontrol eden
bir mekanizmadır. Olay vuku bulduğu zaman virüs amacını yerine getirir.
Eğer aktivasyon mekanizması amacını icra etmeden önce belli bir tarihin
veya zamanın gelmesini kontrol ediyorsa, ona zaman bombası (time bomb)
denir. Bir programın önceden tespit edilmiş bir sayıda icra edilmesi
gibi belli bir faaliyeti beklerse, buna da mantık bombası (logic bomb)
denir. Bunun birçok varyasyonu olabileceği gibi, herhangi bir programın
ilk defa icra edilmesiyle de aktivasyon mekanizmasının devreye girmesi
söz konusu olabilir.
3.Amaç, genellikle istenmeyen ve tahrip edici bazı olayların meydana
getirilmesidir. Bugüne kadar yaşanan olaylarda virüsler taşıdıkları
amaçlarda farklılıklar göstermişlerdir. Bazen ekranda ortaya çıkan
sinir bozucu fakat zararsız mesajlar, bazen dosyaların ve programların
silinmesi veya değiştirilmesi ve bazen de sistem donanımının farklı bir
şekilde davranmasına sebep olunması şeklinde ortaya çıkmışlardır. Bazen
virüsün sebep olduğu zarar tüm sistem yazılımlarının ve verilerin
yeniden yüklenmesini gerektirir.
Bir truva atı virüs programı gerçekte bilgisayara veya sisteme
zarar vermek amacında olmasına rağmen faydalı bir fonksiyon icra
ediyormuş gibi görünen bir programdır. Bir truva atının yazarı ya
faydalı gibi görünen bir program yazar yada diğer kullanıcılara cazip
görünen faydalı bir programın kaynak koduna erişim kazanıp faydalı
fonksiyonun yanı sıra zararlı bazı fonksiyonlar da yerine getiren bir
kod ekleyerek amacına ulaşır.
Ağ solucanı denilen virüs programları ise sistemden sisteme yayılmak için ağ bağlantılarını kullanırlar.
Virüslere Karşı Aşı
Virüslere karşı aşı tabiriyle kastedilen, anti-virüs
yazılımlarıdır. Anti-virüs yazılımları bir bilgisayardaki davetsiz
misafirleri “yakala ve yok et” misyonuna göre çalışan programlardır.
Görünüşte anti-virüs programı, bir elektronik koruyucu ilaç gibi
anlaşılabilir; gerçekte ise bir virüse karşı en iyi savunma onu sisteme
bulaştırmamaktır. İkinci olarak da aktif hale gelip yayılmadan ve
tahribatını yapmadan ilk adımda onu yok etmektir. Virüs faaliyetlerini
tespit etmek amacıyla sistemi izleyen programlar kullanılmalıdır.
Kusurlu anti-virüs yazılımlarının virüsleri yok edeceği yerde,
bilgisayardaki verileri tahrip edip bilgisayarları çalışamaz duruma
getirdiği çok görülmüştür. Daha olgun bir hale gelen anti-virüs
programları bu tehlikeleri minimize etmiştir.
Anti-virüs yazılımlarının kullanılması düşünüldüğünde aşağıdaki faktörler göz önünde bulundurulmalıdır.
1. Anti-virüs yazılımları ne kadar itibarlı ve güvenilir
kaynaklardan alınırsa o kadar etkin ve emniyetli sonuçlar alınır. Büyük
üniversitelerde özenli ilmi değerlendirmeler den geçen programların
satın alınmasında fayda vardır.
2. Bu yazılımların bütün meseleyi halledeceği düşünülmemelidir. Bir
virüs insanlar tarafından yazılıp insan hatası veya ihmal nedeniyle
sisteme girmesine imkan verilmiş olan bir üründür. İnsan faktörünün
ihmal edilmesini gerektirecek kadar güçlü ve emniyetli anti-virüs
yazılımı yoktur. Yani bunlar felakete karşı mutlak bir sigorta değil
sadece bir ihtiyat tedbiridir.
Netice olarak koruma, tedaviden daha iyi bir seçenektir.
Programlama Dilleri
Genel amaçlı olsun özel amaçlı olsun tüm uygulama ve sistem
yazılımları programlama dilleriyle yazılır. Bir programlama dili,
insanların bilgisayara çeşitli işlemler yaptırmasına imkan veren her
türlü sembol, karakter ve kurallar grubudur. Programlama dilleri
insanlarla bilgisayarlar arasında tercümanlık görevi yapar. Programlama
dilleri, bilgisayara neyi, ne zaman, nasıl yapacağını belirten deyim ve
komutlar içerir. Programlama dilleri zaman içerisinde gelişerek
günümüzde çok kabiliyetli bir duruma gelmiştir. Burada programlama
dillerinin gelişme süreci kısaca incelenecektir. Programlama dillerinin
tarihi gelişimi Tablo 1.1.de verilmiştir.
Kuşak
Programlama Dili
Periyod
1
Makine dili
1940 – 1950 arası
2
Assembly dili
1950’li yıllardan itibaren
3
Yüksek seviyeli diller
1960’lı yıllardan itibaren
4
Çok yüksek seviyeli diller
1970’li yıllardan itibaren
5
Yapay zekaya yönelik diller
1980’li yıllardan itibaren
Tablo 1.1.Programlama Dillerinin Tarihi Gelişimi
Düşük seviyeli diller : Bilgisayarların ilk dönemlerindeki
programlama dilleri, kullanımı çok zor olan makine dili ve assembly
dilleriydi. Makine dili, geliştirilen ilk programlama dilidir ve ilk
kuşağı temsil eder. Makine dilinde yazılan tüm komutlar 0 ve 1 lerden
oluşur. Bütün talimatlar en detaylı bir şekilde tanımlanır ve iki
tabanlı sayı sistemi kullanılarak kodlama yapılır.
Assembly dilleri : İkinci kuşak dilerdir ve geliştirilmesine
1950’li yılların başlarında Grace Hopper tarafından öncülük edilmiştir.
Bu dillerde makine dili talimatları daha kolay bir şekilde
anlaşılabilecek ve hatırlanabilecek olan sembollerle ifade edilir.
Düşük seviyeli diller grubundan sayılmasına rağmen, makine diline göre
bir adım daha ileride olan assembly dilleri günümüzde bile programcılar
tarafından kullanılmaktadır. Çünkü bu dillerle yazılan programlar
genellikle çok hızlı çalışır ve daha az depolama yüzeyi gerektirirler.
Bununla birlikte bu dillerle programlama yapmak çok yorucu, sıkıcı ve
zaman alıcı olduğundan cazibesini kaybetmektedir.
Yüksek seviyeli diller : Üçüncü kuşak da denilen yüksek seviyeli
programlama dilleri öğrenilmesi daha kolay, program yazılması daha az
zaman alan, daha iyi sonuçlar sağlayan programlama dilleridir. Yüksek
seviyeli dillerden birinde yazılan bir kaynak program makine diline
çevrilmek zorundadır. Dönüştürme işini gerçekleştiren programa
derleyici (compiler) denir. Basic, Cobol, Fortran ve Pascal dilleri bu
kategorideki programlama dillerine birkaç örnek oluşturur.
Çok yüksek seviyeli diller : Bu diller programlama işini çok daha
kolaylaştırmıştır. Bu dillerdeki temel özellik kullanıcıların
bilgisayara bir şeyin nasıl yapılacağını değil, ne yapılacağını ifade
edebilmelerine imkan vermesidir. Örneğin; sayıların sıraya dizdirilmesi
işlemini yapabilmek için bir yüksek seviyeli dil ile karmaşık bir
mantık kullanarak 15-20 satırlık bir program yazmak gerekir. Bunun
aksine bir çok yüksek seviyeli(dördüncü kuşak) dil ile bir kullanıcının
yapacağı iş; sıraya dizilecek alanı, sıralama işleminin küçükten büyüğe
mi yoksa büyükten küçüğe mi yapılacağını belirlemek ve ekrandaki bir
ikona tıklayarak yada bir mönüden “sırala” komutunu seçerek sıralama
işlemini gerçekleştirmektir.
İlk geliştirilen dördüncü kuşak diller ile daha sonraları
geliştirilen diller arasında bile takip edilen prosedürler ve
kullanılan metotlar bakımından büyük farklılıklar vardır. Yeni
geliştirilen diller çok daha karmaşık işleri daha kolay bir şekilde
yapmaya imkan vermektedir.
Bilgisayar Açıldığında Ne Olur?
Hangi PC’yi açarsanız açın, siyah ekran üzerinde bir takım
yazıların kayıp gittiğini görürsünüz. İşletim sisteminiz DOS, Windows
3.x, Windows 9x, NT, Windows 2000, Unix veya Linux olabilir. Tümünde de
bu yazıları görürsünüz. İşletim sistemi daha sonra otomatik olarak veya
siyah ekranda yazdığınız bir komutla devreye girer.
Peki nedir işletim sisteminden önce devreye giren bu satırlar?
Daha önce BIOS’tan bahsetmiştik. Temel Giriş Çıkış Sistemi (Basic
İnput/Output System) anlamındaki BİOS, anakart üzerindeki bir yongada
yüklü, küçük bir yazılımdır aslında. Bu yazılım donanımların diğer
bileşenler ve işletim sistemi tarafından tanınması için ilk adımları
atar, sistem açıldığında bazı donanımların düzgün çalışıp çalışmadığını
test eder, donanımların belirli özelliklerinin ayarlanmasını sağlar.
İşte BIOS’un sisteminizi açmak için gerçekleştirdiği bu ilk işlemlerin
gerçekleştirildiğini, PC’nizi açtığınızda siyah ekranda görünen bu
yazılardan anlarsınız. Bu yazılar ekrana gelirken BIOS’unuzun yaptığı
bu işlemlere POST – Power On Self Testing/Otomatik açılış testleri adı
verilir.
Bilgisayarı her açtığınızda, BIOS’taki POST yordamı (rutini),
PC’nizin temel kaynaklarını kontrol eder: Bellekler çalışıyor mu?
Giriş/çıkış birimleri yerinde duruyor mu? İşletim sistemi olması
gereken yerde mi? Çevre birimleriyle ve iletişim portları ile yeniden
ilişki kurulur. Her şey iyi gidiyorsa, bir mesele yok. Ama herhangi bir
birimde sorun varsa, test işlemi durdurulur, bize acı haber ekrandan
bildirilir...
PC’nin ekranında izlenilebilen bu test işlemi, en çok RAM bellek
üzerinde yoğunlaşır; ne kadar çok ana bellek varsa, POST o kadar uzun
sürecektir. Temel giriş/çıkış programlarının başlangıç adresleri de
RAM’a aktarılır, böylelikle kullanacağımız uygulama yazılımlarının,
giriş/çıkış birimlerini standart olmayan yollardan kullanmalarına da
izin verilmiş olur.(Bazı PC’lerde açılış sırasında temel giriş/çıkış
programları, olduğu gibi ROM dan RAM’a aktarılır.)
Görüldüğü gibi sistem açılışında pek çok işlem yapılmaktadır ve
sisteminize bağlı donanımlar, yüklü yazılımlar değiştikçe, anakartın
özelliğine ve BIOS ayarlarınıza da bağlı olarak, açılış süresi
değişebilir. Çoğu kullanıcı sistem performanslarını bu açılış süresi
ile değerlendirmeye eğilimlidir. Ancak görüldüğü gibi açılışta tanınan
donanımlar ve yüklenen yazılımlar nedeniyle bu süre çok değişken
olabilir, dolayısı ile PC’nin performansı açılış süresi ile ölçülmez.
Not : 1. Sisteminizi ilk açtığınızda yazılar ekranda hızla
kayıyorsa ve aradığınız bir bilgiyi okumakta güçlük çekiyorsanız
klavyenizde Pause tuşuna basarak kayan yazıları durdurabilirsiniz.
Enter tuşuna bastığınızda işlemler devam edecektir.
2. Sisteminizdeki donanımların doğru çalıştığından eminseniz, BIOS
Setup’dan bazı POST işlemlerini iptal ederek sisteminizin açılışını
hızlandırabilirsiniz. BIOS Features Setup bölümünde “Quik Power On Self
Test” seçeneğini “Enabled” konumuna getirdiğinizde özellikle açılıştaki
bellek sayma işlemi iptal olacak ve sisteminiz daha hızlı açılacaktır.
İşletim Sistemlerinin Genel Yapısı
BIOS tam anlamı ile bir işletim sistemi sayılmaz; donanım ile
işletim sistemi arasındaki köprü görevi yapar. Elektronik devreler, CD
sürücüler, işlemci, grafik kartı... onca para ödediğimiz donanım
bilgisayarın yarısıdır! Giriş bölümünde, öbür yarının yazılım olarak
adlandırıldığını belirtmiştik. Bilgisayar genel amaçlı bir aygıttır, o
kadar genel amaçlıdır ki, sorduğunuzda tanımlanmış bir işlevi ve görevi
yoktur: “Ne iş olsa yapar”. İşte yazılımların görevi masanızın (ya da
dizinizin) üzerinde öylece duran gövdeyi harekete geçirmek ve bu genel
amaçlı aygıta tanımlanmış fonksiyonlar kazandırmaktır. Yazılımın bir
işlevi daha vardır Son derece karmaşık bir aygıtı kolayca kullanmanızı
sağlamak, elektronik devrelerle aranızda bir köprü oluşturmak...
Kabaca, bu işlevlerden ilkini destek ve uygulama yazılımlarının,
ikincisini ise “sistem yazılımlarının” üstlendiğini söyleyebiliriz.
Kullanıcı bilgisayarın iç işleyişine karışmaz, ancak bu işleyişi
yönlendirebilir. Bu yönlendirme, piramidin tepesinden tabanına doğru
inersek, uygulama yazılımları ve onların çalışmasını sağlayan sistem
yazılımları ile mümkün olabiliyor. “Sistem yazılımı” başlığı altında
toplanan yazılımlardan en önemlisi işletim sistemidir. İşletim sistemi
buraya kadar anlattığımız bütün o karmaşık donanım birimlerinin
çalışmasını birtakım komutlarla veya resim ve ikonlarla temsil eder.
İşlemci, BIOS veya belleğin temel çalışma ilkelerini bilmeden de
PC’nizi kullanabilirsiniz, ama işletim sistemini bilmeden
bilgisayarınıza hakim olamazsınız. DOS kullanacaksanız DOS’u,
Windows’unuz varsa Windows’u, Unix veya Linux’unuz varsa onları veya
Mac’iniz varsa MacOS’u bilmemek olmaz!
Zaten bu nedenledir ki, yazılımcılar giderek daha kolay kullanılan
işletim sistemleri ve grafik kullanıcı arabirimleri geliştirmeye
çalışıyorlar... DOS, Windows, OS/2, Linux gibi sistem yazılımları
sayesinde sabit diskinizde neler döndüğünü, CD-ROM’un nasıl çalıştığını
ve işlemcinin nasıl işlem yaptığını bilmek zorunda kalmıyorsunuz.
Sizden sadece birkaç komutu bilmeniz ya da ekranınızdaki simgelere fare
ile tıklamanız bekleniyor...
Bir işletim sistemi, bilgisayarın temel işlevlerini (verileri dış
ortamdan almak, işlemek, ekranda göstermek, yazmak ya da telefon hattı
aracılığı ile göndermek vb.) nasıl ele alacağını belirleyen geniş
kapsamlı bir programdır. Bilgisayarın kaynaklarının etkin bir şekilde
kullanımı için, kaynak yönetimi ve koordinasyonunu işletim sistemi
üstlenir. Hangi ortamda nasıl saklanırsa saklansın, nasıl yüklenirse
yüklensin, bütün işletim sistemleri bu görevi yerine getirir.
DOS İşletim Sistemi
PC (Personal Computer-Kişisel Bilgisayar)’lerde kullanıla gelen
işletim sistemini eski işletim sistemlerinden, artık çoğu kullanıcı
doğrudan kullanmasa da Windows PC’lerimizin hala bir kenarında öyle
veya böyle duran MS-DOS’tan başlayacağız. Kimi işletim sistemi
kavramlarını da DOS’u anlatırken ele alacağız. Onun için, DOS
kullanmasanız bile DOS sayfalarına bir göz atmanız iyi olur.
DOS’un, kullanıcıya sistemi değişik şekillerde kontrol etme
olanağı veren kesimi, “User Command Processor” (Kullanıcı Komut
İşlemcisi) olarak adlandırılır. DOS, makinenin değişik bileşenlerine ve
giriş/çıkış birimlerine yönelik bir dizi fonksiyon ve özel komut da
içerir. Bu komut ve fonksiyonların bir kısmını kullanıcılar doğrudan
kullanabilir, bir kısmı ise uygulama yazılımları tarafından
kullanılırlar. Bazıları da herkes tarafından.
Diyelim, bir yazı yazdınız ve diske kaydediyorsunuz. Kelime
işlemci (yazıyı yazdığınız program), doğrudan diskle ilgili bir iş
yapmaz, sadece işletim sisteminin diskle ilgili fonksiyonlarını
kullanır. Dolayısıyla bu fonksiyonun DOS’ta herhangi bir şekilde
değiştirilmesi, bütün yazılımları doğrudan etkiler. Bazı yazılımlar,
işletim sistemini atlayıp, doğrudan donanım bileşenlerine erişerek
işlem yaparlar.
PC’nizde kurulu olan DOS işletim sistemi, şu modüllerden oluşur:
· ROM-BIOS : ROM’da (salt okunur bellek) saklı temel giriş-çıkış sistemi.
· AÇILIŞ KAYDI : Diskte bulunan ve bilgisayarın “bootstrap” işlemini
gerçekleştirebilmesini sağlayan küçük ve basit bir kayıt. Bu kayıt
kalıcı değildir, yani PC’niz çalışırken, RAM’da durmaz.
· IO.SYS ile MSDOS.SYS (ya da IBMBIO.COM ile IBMDOS.COM) : DOS’un
sistem dosyaları. ROM-BIOS’taki programların ekleri olarak
görülebilecek bu dosyalar, çevre birimleriyle ilgili ek işlemleri
yerine getiren programları içerir. Diskinizin ana dizininde bulunan bu
dosyalar gizlidir, yani DIR (listele) komutuyla onları göremezsiniz.
· COMMAND.COM : Bu dosyanın içerdiği sistem programının temel
işlevi, DOS üzerinde çalışırken kullandığımız komutları yorumlamak ve
yerine getirmektir. COMMAND.COM, disk üzerinde bulunur, gizli bir dosya
değildir, yani DIR komutuyla görünür. Ana bellekte, makine çalıştığı
sürece saklanan COMMAND.COM’unuz silinir ya da bozulursa, PC’niz
açılmaz...
Dikkat : Bir kullanıcı olarak sizin bu sistem dosyalarıyla herhangi
bir şey yapmanız söz konusu değildir. Sadece kavramsal olarak, bu
dosyaların ne işe yaradığını bilmeniz yeter. Her ihtimale karşı, bu
sistem dosyalarının bir yedeğini alırsanız, çok iyi edersiniz...
CONFİG.SYS DOSYASI : Sistemle ilgili dosyaları ve bilgisayarın
kullanabileceği donanım parçalarını tanıtmak için açılışta yüklenen
dosyadır. Herhangi bir kelime işlemci ile dosya çağrılır ve kullanıcı
tarafından gerekli değişiklikler yapılabilir.
AUTOEXEC.BAT DOSYASI : İşletim sistemi yüklendikten sonra
çalıştırılmak istenen programlar ve komutlar bu dosyada bulunur.
Herhangi bir kelime işlemci ile dosya çağrılır ve kullanıcı tarafından
gerekli değişiklikler yapılabilir.
DOS İşletim Sisteminin Bilgisayarın Açılışında Yüklenişi
Bilgisayar ilk açılışında ROM bellek test edilir ve okunur. Daha
sonra RAM belek test edilir, sorun çıkarsa ekrana mesaj verir ve
işletime geçmez.
Bellek testinden sonra A disket sürücüsünü kontrol eder ve takılı
disket yok ise C diskinden işletim sisteminin belleğe yüklenmesi işini
yapar ve var olan aygıtlarının tanınmasını sağlayan IO.SYS ve MSDOS.SYS
gizli dosyalarını yükler.
Konfigürasyon dosyası olan CONFIG.SYS yüklenir. Daha sonra
COMMAND.COM dosyasını ve AUTOEXEC.BAT dosyasını yükler. Bilgisayar
açılmış olur ve ekrana C:\> çıkacaktır. Bundan sonra DOS
komutlarının uygulanması yapılabilir.
Şayet A sürücüsünü test ederken disket takılı ise ve DOS işletim
sisteminin dosyaları mevcut ise A sürücüsünden açar ve ekrana A:\>
yazar.
A sürücüsüne takılı diskette DOS işletim sistemi yüklü değilse ekrana şu mesajı verir.
Non-System Disk Error
Replace and press any key when ready
Bu mesajdan sonra A sürücüsünde sistem disketi olmayan disket
çıkartılır; ya bir tuşa basılır ve C sürücüsünden bilgisayarın açılması
sağlanır ya da DOS işletim sistemi yüklü olan disket takılır ve bir
tuşa basılarak A sürücüsünden bilgisayarın açılması sağlanır.
Bilgisayarın C sürücüsünden açılmaması : DOS işletim sistemi
yüklenmemiş olabilir. DOS işletim sisteminin dosyaları bozulmuş
olabilir ve yeniden yüklenmesi gerekir veya disk bozulmuş olabilir.
Bilgisayarı açarken C sürücüsünde veya A sürücüsünde takılı olan
diskette AUTOEXEC.BAT dosyası bulunmuyor ise ekrana tarih ve zaman
bilgisi gelir ve ENTER tuşuna basılarak bu satırlar geçilir ve
bilgisayar açılır.
Sürücü Değiştirme
C sürücüsünde iken A sürücüsüne geçmek için A: yazılır enter tuşuna basılır.
A sürücüsünde iken A sürücüsüne geçmek için C: yazılır enter tuşuna basılır.
Dosyalara İsim Verilmesi
DOS işletim sisteminde dosyalara en az 1 karakter en fazla 8
karakterlik isim ve uzantısı 3 karakter olarak verilir. Dosyalara
uzantı ismi verilmeyebilir ancak bazı durumlar var ki mutlaka uzantı
ismi vermek zorunludur. Dosya ismi ile uzantısı arasına mutlaka nokta
(.) karakteri konulmalıdır. Dosya adı içerisinde ve uzantısında boşluk
karakteri kullanılmaz.
Dosya uzantısı bize o dosya hakkında bilgi verir. Bazı dosya uzantılarının kısaca anlamı şöyledir:
EXE : Uzantısı bu olan programlar doğrudan çalışırlar.
COM : Bu programlarda doğrudan çalışırlar.
BAT : Toplu işlemler için DOS komutlarını içeren programlardır.
SYS : DOS işletim sisteminde sistem dosyası.
TXT : Yazı (text) içeren dosya.
DAT : Veri (data) içeren dosya.
HLP : Konu ile ilgili açıklamalar, yardım bilgileri içeren dosya.
* ve ? karakterleri DOS komutlarında, dosya veya uzantı ismi içerisinde yer alırlar. Joker karakter olarak kullanıldıklarında :
1. * karakteri, dosya isminde 1 ila 8 arası karakteri; dosya
uzantısında kullanılıyor ise 1 ile 3 arası karakteri temsil eder ve ne
olursa olsun anlamını verir.
2. ? karakteri, bulunduğu pozisyondaki bir tek karakteri temsil eder ve ne olursa olsun anlamını verir.
DOS Komutları
1.İç (internal) Komutlar
Bilgisayar aç.
« Önceki :: Sonraki »
resim ile direkt ilgili olmasa bile sizin için uygun olacaktır.