Google

Son Yazılarım

Kategorilerim

Arkadaşlarım

Bağlantılarım


Müzik nedir? Düz biçimde konuşarak söylenebilecek bir şeyin değişik ses dalgaları ile söylenmesinden niçin hoşlanırız? Müzik niçin keyif veya tam aksi hüzün duygusu verebiliyor?

Müzik aslında ses dalgalarının, belirli kurallar içinde bir düzene sokulmasıdır. Bilindiği gibi, ses dalgalar halinde yayılır. Bir saniye içindeki dalga sayısı sesin karakterini tespit eder. Saniyede 260 dalga yapan, yani titreşen ses 'Do' notasıdır.

Bu şekilde 7 temel nota oluşur. Do-Re-Mi-Fa-Sol-La-Si. Son notadan sonra, Do'nun titreşim sayısının bir katı kadar titreşimde daha ince bir Do gelir ki, bu iki Do arasına bir oktav denir. İşte bu oktav, gam, akort denilen matematiksel diziler, bir çeşit dizilerek müzik oluşturulur. Ancak tüm bunlar bize, bu matematiksel diziden bihaber, Afrika yerlilerinin, dağ başındaki çobanın enfes müziğini açıklayamaz.

Aslında kültürün müzik ve bundan alınan zevk üzerinde doğrudan ilgisi vardır. Doğu müziğinde yukarıda belirtilen matematik dizilerdeki perdelerin arasında karışık gezinilme, Afrika'da baş döndürücü ritimler, Avrupa'da ise notaların ideal düzeni öne çıkar. Ancak bunlar da, değişik müzik türlerine ilgi duyan bizlerin ve müziğin hoşlanılma nedenini açıklamaya yetmez.

Müzik ve dil yetenekleri birçok yönden birbirine benzemektedir. Bilimciler insanların müzik yeteneği kazanmalarının, konuşmaya başlamaları ile aynı zamanlara denk düştüğünü ileri sürüyorlar. Konuşma yeteneği şüphesiz daha iyi bir iletişim ve yaşama şansı avantajını getirmiştir ama müziğin hangi ihtiyacı karşıladığı hala meçhul.

Bebekler anlamlı kelimelere benzer sesler çıkarmaya başlarken aynı zamanda şarkı söyler gibi mırıldanmaya da başlarlar. Uzun ve karışık cümleler kurmayı becerdikçe, daha uzun ve karışık şarkıları söyleme yetenekleri de artar. Ancak beynin konuşmaya kumanda eden kısmında hasar olan hastaların konuşamamalarına rağmen müzik yeteneklerinin devam ettiği de görülmüştür.

Son zamanlarda, beynimizde müziği algılayan bir alıcı bulunabileceği tezi ileri sürülmektedir. Eğer bir gün bu alıcı bulunsa bile, bunun niçin beynimize konulduğunun sebebi yine anlaşılamayacaktır.

Öğretilme yoluyla bir çeşit dans yapabilen veya dans olarak algılanamayacak hareketleri olan canlıları saymazsak, doğada müzik ve ritim duygusu sadece insanda vardır. Bu özelliğin nedeni ise hala tam olarak açıklanamıyor.

.


İnsanlar arasında bu inanç oldukça yaygındır. Hatta birçok ülkede polisler ve hastanelerin acil servis personeli, dolunay oluştuğu zaman işlenen suçların, intiharların, trafik kazalarının daha çoğaldığını, insanların renkleri görme yeteneklerinin azaldığını, sara nöbetlerinin sıklaştığını, sinir hastalarının uykusuzluktan daha çok yakındıklarını söylemektedirler ama bilim insanları bu görüşlere katılmıyorlar.

Eskilerin Ay'ın dönemlerine bağladıkları etkilerin büyük bir kısmının boş inançlar olduğu bir gerçektir. O zamanlar insanların uykularında gezinmeleri dolunay ışığı tarafından çekilmelerine bağlanıyordu. Dolunayın ışığının yatak odasından içeri girmesinin uyuyanın rüyasını etkilediğine, dolunay ile birlikte cinsel içgüdü fonksiyonlarının, insanların üremelerinin ve tarlaların bereketlerinin arttığına hatta 'kurt adam' efsanesine bile inanılıyordu.

Bilim insanları yine de Ay'ın evrelerinin ve özellikle dolunayın insanları etkilemesi olayına ciddiyetle yaklaşıyorlar. Ay'ın evreleri ile cinayetler, kazalar, dünyamızda oluşan kasırgaların dağılımı, magnetik alanlarda bozulma, kadınların aybaşları ve sara nöbetleri arasındaki ilişkileri yakından takip ediyorlar, devamlı istatistiki bilgi topluyorlar. Ancak kesin bir sonuca varılmış, Ay'ın evreleri ile bahsedilen olaylar arasında henüz bilimsel bir ilişki saptanmış değildir.

Yapılan bir çalışmada dolunay süresince oluşan trafik kazalarının alışılmadık bir şekilde fazla olduğu saptanmış fakat daha sonra olayların zaman aralıkları incelendiğinde çoğunun hafta sonu günlerine denk geldiği görülmüştür. Hafta sonu tatiline giderken ve dönerken sürücülerin acele etmeleri kazaların en önemli nedenidir. Yani tatil aceleciliğinin yarattığı trafik kazalarının yanında dolunayın etkisinin sözü bile edilemez.

Bilindiği gibi Ay'ın dünyada okyanuslardaki 'gel-git' denilen, suların alçalması ve yükselmesi olayı üzerinde doğrudan etkisi vardır. Vücudumuzun da çoğu su olduğuna göre Ay vücudumuzu da etkileyebilir mi? Vücudumuzdaki suyun oranı, okyanuslardaki su miktarı ile kıyaslanamayacağı gibi 'gel-git' olayı günde iki kez oluşmaktadır. Yani Ay'ın çekim gücü insanı etkilese bile bunun sadece dolunay safhasında değil her gün olması gerekir.

Dolunay safhasında iken Ay'ın parlaklığı da pek önemli bir etken değildir, çünkü bu safhada Ay'ın dünyaya gönderdiği ışık miktarı Güneş'in gönderdiğinin 600 binde biri kadardır.

Peki dolunayı bu kadar özel kılan nedir? Dolunay, Güneş Dünya'nın bir tarafında, Ay ise tam aksi tarafta aynı hizaya gelince oluşur. Bu durumda Güneş'in, Ay'ın Dünya üzerindeki etkisini arttırıp arttırmadığı da incelenmiştir. Bir miktar arttırdığı doğrudur ama Güneş o kadar uzaktadır ki bu etkileme de fazla kayda değer değildir.

Öyle görülüyor ki, her gün olan olaylar, Ay'ın dolunay safhasında da olunca sebep ona bağlanmaktadır.

.

Sineklerin duvarlarda, camlarda hatta tavanlarda baş aşağı bu kadar rahat hareket etmeleri, yer çekimi yasasına meydan okurmuşçasına davranışları hep merak konusu olmuş, bilim insanlarının da dikkatini çekmiştir. Bu arada şunu söyleyelim ki, sinek diye küçümsememek gerekir. Dünyamızda bulunan her canlı organizmanın doğrudan veya dolaylı olarak, kendi tabiatı ve eko sistemi içinde, insana bir faydası vardır.

Vücutlarının hacimlerine oranla, sinekler ağır sayılmazlar ve onları yere çeken güç pek önemli değildir. Bu güce karşı gelen de, ayaklarındaki kılların ucunda bulunan vantuzlardır. Bu vantuzlar ayrıca yapıştırıcı, yağlı bir madde salgılarlar. Sinekler ayaklarındaki bu yüzlerce vantuz ve salgıları sayesinde her türlü yüzeyde gezinebilirler. Ancak yüzeyin yağ çözücü, örneğin solvent gibi bir madde ile kaplanmamış olması gerekir. Sinekler tavanda yürürken, 6 bacaklarından ikisi hareketlidir. Diğer 4 bacak daima sabit durumdadır.

Karıncalarda ise durum biraz farklıdır. Ortalama bir karıncanın vücudunun hacmine göre ağırlığı, sineğe nazaran daha fazladır. Hatta toprakta yaşayan bazı türleri düz bir zemine bile tırmanamazlar. Evlerimize giren küçük karıncalar, çok hafif olduklarından duvarlarda yürüyebilirler.

Belki böyle şeyler ilginizi çekmiyor olabilir ama, asıl merak edilen konu sineklerin tavanda nasıl yürüyebildiklerinden çok oraya nasıl konduklarıdır. Öyle ya, başı yukarıda, ayakları aşağıda uçan bir sineğin tavana tepetakla konabilmesi için bir yerde takla atması, uçuş konumunu değiştirmesi gerekir, ama nerede, ne zaman ve nasıl?

Uzun süre inanılan teoriye göre, sinekler tam konma anında, yuvarlanan bir varil gibi yandan yarım dönüş yapıyorlardı. Bu teorinin yanlış olduğu, ancak yüksek süratli, saniyede birçok film çekebilen kameralar sayesinde ortaya çıktı ve sineklerin bir sırrı daha açıklığa kavuştu.

Çekilen filmlerden görüldü ki, sinekler tavana konarken yandan değil, sirklerdeki trapezciler gibi geriye yarım ters takla atmaktadırlar. Tavana yaklaşınca, ön ayaklarını başlarının üzerine çekerek ters dönmekte ve tavana önce ön ayakları ile dokunmaktadırlar. Sonra sıra ile diğer ayaklarını da koyarak vücutlarının tavanda tutunmasını sağlamaktadırlar.

.

HIT ARTTIRMANIN YOLLARI


Bu makalede size arama motorlarındaki sıralamanızı nasıl yükseltebileceğinizi göstereceğim. Tüm tavsiyeleri yerine getirmek zorunda değilsiniz, ama ne kadar çok tavsiyeyi dikkate alır ve değerlendirseniz, arama motolarında bir üst sıraya çıkmak için o kadar güç kazanmış olursunuz.

1. Dışarıdan daha fazla link alarak ve daha fazla site içi linklemesi yaparak link popüleritenizi artırın.

  • Site İçi Linkler - Her sitenizi ve site içi önemli sayfalarınızı çapraz olarak birbirleriyle linkleyin. Bu her sitenizdeki sayfalarınızın PageRank değerini artıracaktır.
  • Kontrol Ettiğiniz Sitenize Gelen Linkler - Ana sitenizin konusu ile aynı küçük birkaç site yapın. Bu küçük siteler sadece birkaç sayfadan ibaret olsun. Sonra bu siteleri birbirleri arasında sizin için önemli anahtar kelimelerle çapraz olarak linkleyin. Ana sitenize ise her küçük siteden yine anahtar kelimelerle linkler verin.
  • Kontrol Edemediğiniz Sitenize Gelen Linkler: Rakiplerinize link veren sitetelerin size de link vermelerini isteyin. Hangi sitelerin rakiplerinize link verdiğini bulmak için bir arama motoruna girin ve "link:" kelimesi ile rakip domainini kullanarak arama yapın.
    Örnek: link:www.rakibiniz.com
  • Yahoo Directory ve DMOZ (Directory Mozilla) gibi önemli web dizinlerinde sizin sitenizle aynı kategoride bulunan diğer sitelerle link değişimi yapın.
  • Kendisine site eklemeye izin veren siteler bulun. Bunu yapmak için mesela Google'da "site ekle" yazarak aratın. Gelen sonuçlardan çoğu site eklemeye izin veren siteler olacaktır.

2. Her HEAD taginden hemen sonra META tagi içinde ilk tag olarak bir TITLE ekleyin.

Örnek :


Bilgisayar Parçaları İncelemeleri
...

3. TITLE taginden hemen sonra bir DE******ION tagi ekleyin.

DE******ION içinde sayfa içeriği ile ilgili anahtar kelimeleri kullanmaya özen gösterin. Bu anahtar kelimeler metnin başına ne kadar yakın olursa o kadar iyi olacaktır.

Örnek :


Bilgisayar Parçaları İncelemeleri

...

4. Eğer META REFRESH tagi kullanıyorsanız, tagin 30 saniyeden büyük olduğundan emin olun.
 

Örnek :
<META HTTP-EQUIV="refresh" CONTENT="30; URL=http://www.donanim-inceleme.com">

Bazı arama motorları 30 saniyeden daha erken refreh değeri kullanan sayfaları spam olarak algılamaktadırlar. Eğer daha hızlı sayfa refreshi istiyorsanız, JavaScript redirect tagi kullanmanızı öneririm.

Örnek :
Adım 1- Aşağıdaki kodu dokümanın HEAD bölümüne kopyalayın. Koddaki 3000 sayısını istediğiniz gibi değiştirebilirsiniz. 1000 yazdığınızda 1 saniye anlamına gelecektir.

<****** LANGUAGE="JavaScript">

Adım 2- BODY taginize onLoad event yönlendiricinizi ekleyin. Böylece sayfanız her yüklendiğinde JavaScript kodu çalışacaktır.

5. Eğer illa ki lazım değilse AUTHOR, DATE vs. gibi META tagleri kullanmayın.

Kullanmanızı önerdiğim META tagler sadece DE******ION ve bazen META REFRESH tagleridir.

6. Sitenizde mutlaka bir tane site haritası bulundurun.

Bu haritada sitenizde yer alan tüm sayfalara link verin. Bu sayfa, sitenize gelen arama motorlarının tüm sayfalarınızı bulmasına yardımcı olacaktır.
  • Her sayfadan en fazla 50 link verin.
  • Eğer link vermeniz gereken 50 den fazla sayfanız varsa sadece önemli sayfalarınıza link verin.
  • Bazı arama motorları sadece linklerden oluşan sayfaları sevmezler. Bu yüzden bu sayfanıza mutlaka biraz da metin ekleyin. Mesela sitenizin genel amacını bir paragraf halinde bu harita sayfasına ekleyin.

7. Bir ya da daha fazla header tagi kullanın ve içinde önemli anahtar kelimelerinize yer verin.

  • H1, H2 gibi büyük header taglerini tercih edin.
  • Eğer kullandığınız header tagleri sayfa tasarımınızı bozuyorsa, CSS ile sayfanıza uygun hale getirin.

8. Ana sayfanızdaki metnin ilk 3-5 satırı sizin için çok değerlidir.

Çoğu arama motoru bir sayfadaki ilk birkaç satır metni arama sonuçlarında META DE******ION yerine sayfa açıklaması olarak kullandıkları için, bu ilk birkaç satırın oldukça anlamlı olmasına özen gösterin. (META DE******ION taginizi tanımlamış olsanız bile bu tanımlamanın kullanılmama ihtimali yüksektir.)

9. Özellikle ana sayfanızda anahtar kelime yoğunluğunuzun %1-2 düzeyinde olmasına özen gösterin.

Anahtar kelime yoğunluğunuzun yüksek olması, arama motorlarının bunu suni bir düzenleme olarak görmesine neden olacaktır. Bu durumda o anahtar kelimelerde siteniz ya da sayfanız arama motorlarında üst sıralara çıkamayacaktır.

10. Her sayfada en az 350 kelimeye en fazla 750 kelimeye yer verin.

Arama motorlarının olabildiğince insan gibi düşünmeye çalıştıklarını unutmayın. Sizin de onaylayacağınız gibi, bir ziyaretçi içinde çok az metin bulunan sayfalara ya da özensizce doldurulmuş gibi görünen binlerce kelimeden oluşan sayfalara zaman ayırmayacaktır. Metinlerinizi yazarken mutlaka bunları bir insanın okuyacağını unutmayın. Metninizi olabildiğince paragraflara ayırın. Arama motorları insana yönelik iyileştirmelere önem verirler.

11. Kullanacağınız domain adında anahtar kelimelerinizi kullanın.

Kelimelerin arasına "-" tire koyarak ayırmanız daha iyi olacaktır. Mesela anahtar kelimeniz "donanım inceleme", sizin içinn iyi domain adi www.donanim-inceleme.com olacaktır. Eğer istediğiniz domain adı doluysa yani başkası tarafından alınmışsa, .NET, .ORG gibi farklı uzantıları alabilirsiniz.

12. Site içi klasör adlarında anahtar kelimelerinizi kullanın.

Site içi klasörleri yine domain adınız gibi anahtar kelimeleri kullaranarak ve kelimeler arasına "-" tire koyarak oluşturun. Örneğin http://www.donanim-inceleme.com/en-son-cikan-donanimlar/" gibi kullanabilirsiniz.

13. Sayfa isimlerinizde anahtar kelimelerinizi kullanın.

Örnek :http://www.donanim-inceleme/donanim-fiyatlari.html sizin için uygun olacaktır.

14. Sayfa içinde kullandığınız resimlerin isimlerinde anahtar kelimelerinize yer verin.

Örnek : resim ile direkt ilgili olmasa bile sizin için uygun olacaktır.

15. Her resimde mutlaka bir ALT tagi kullanın.

En önemli anahtar kelimelerinizi bu tag içine yerleştirin.

Örnek :donanım arızaları  			ve çözümleri

16. Eğer site içinde IMAGE MAP kullanıyorsanız mutlaka HTML links ekleyin.

Çünkü bazı arama motorları IMAGE MAP takip etmezler. Bunun yanında IMAGE MAP arama motorlarına text linkleri sunmaz. Arama motoları optimizasyonuna hiçbir katkı sağlamadığı için IMAGE MAP kullanmamaya özen gösterin.

17. Sayfanızdaki ana metinler içerisine, sayfa konusuyla ilgili ama daha az kullanılan mesela anahtar kelimelerinizle eş anlamlı değişik kelimeler serpiştirin.

Popüleritesi az olan kelimeler daha az rekabet gerektirdiği için, bu kelimelerde arandığınızda en üst sıralarda çıkmayı garanti edebilirsiniz.

18. Anahtar kelimelerinizi sayfa metni içinde peşpeşe tekrar etmeyin.

Bu durum arama motorları tarafından spam olarak algılanabilecektir. Anahtar kelimelerinizi sayfa metni içine homojen dağıtmaya özen gösterin.

19. Sayfalarınızı olabildiğince kök dizine yakın yerleştirin. 3 seviyeden fazla iç içe dizin kullanmayın.

Örnek :
www.siteniz.com/index.html (1. seviye - harika)
www. siteniz.com/html/index.html (2. seviye - iyi)
www. siteniz.com/html/satis/index.html (3. seviye - idare eder)
www. siteniz.com/html/satis/arama/index.html (Çok yüksek seviye - arama motorları bu sayfayı çok içlerde gördüğü için erişilebilirliğini ve dolayısıyla önemini az kabul edecektir.)

20. Menü kodlarını sayfa sonuna yerleştirmeye özen gösterin.

Eğer site içinde her sayfada sabit bir yerde çıkan menü barınız varsa, büyük ihtimalla tablo kodunuzu ana sayfa metinlerinden önce yerleştirmissinizdir. Arama motoları sayfa kodunda başa yakın olan kelimelere, sayfa kodunda sonda olan kelimelerden daha çok önem verirler. Bu yüzden sayfanızı tasarlarken, menü bar kodunuzun sayfa içeriğinden sonra gelmesini sağlayın.

21. Java****** kodlarınızı başka bir dosyaya ya da BODY ve HTML taglerinizi kapattıktan sonra sayfa kodunun en sonuna yerleştirin.

Bu şekilde yapmanız gerçekten işe yarayacaktır. Aşağıdaki kod örneğindeki gibi yaparak Java****** kodlarınızı başka bir dosyaya taşıyabilirsiniz. Aşağıdaki kodu HEAD tagi içine yerleştirmeniz yeterli olacaktır.


<****** LANGUAGE="JavaScript" SRC="file-name.js">



Bu işlem aynı zamanda sayfa kodunun büyüklüğünü de dğişirecektir böylece sayfanızın daha hızlı yüklenmesine de yardımcı olacaktır. Ayrıca aynı kodu farklı sayfalarda da kullanabileceksiniz. Tek yapmanız gereken yukarıdaki kodu istediğiniz sayfanıza yerleştirmek olacaktır. Bu ve bir önceki iki teknik, daha önemli sayfa içi metinlerinizi kod içinde daha üstlere çıkarmanızı sağlayacaktır.

22. Belki çok pratik değil ama CSS class isimlerinizi anahtar kelimelerden seçebilirsiniz.

Örnek :
.donanim
{
color: #ff0000;
}
 

23. Robots META tagleri yerine robots.txt dosyasını kullanın.

Bazı arama motorları bu META tagini anlamazlar.

24. Font boyu varsayılan (default) değeri olarak 1 kullanmayın.

Bazı arama motorları çok küçük font boylarını spamming olarak algılarlar. Metin içinde bazı özel yerlerde font boyu olarak 1 kullanmak ise sorun olmayacaktır.

25. Toplistlere veya link değişim gruplarına üye olmayın.

Arama motorları toplistlere ve link değişimi gruplarına bir sitenin popüleritesini suni olarak artırdığı için spam olarak bakarlar. Link değişim gruplarını karşılıklı link değişimi ile karıştırmayın. Karşılıklı link değişimi sizin siteniz ile bir başka site arasında özel anlaşma ile yaptığınız link değişimidir. Bu sadece size ve karşınızdaki siteye ait bir yapı olacaktır. Arama motorları karşılıklı link değişimine karşı değillerdir. Karşılıkli link değişimi ise genelde popüleritenizi artır.

DİĞER İPUÇLARI

1. Arama Motorlarına Kayıt Yaptırarak Ön Sıralarda Çıkmak

Arama motorlarını internete girenlerin % 95'i kullanmaktadır ve buradan istedikleri bilgileri aratıp ulaşmak istediği sayfaları bulmaktadırlar. Siz de insanları aradıkları zaman bulabilecekleri bir siteniz varsa doğru kelimeleri kullanarak sonuca ulaşabilirsiniz. Dünyanın en çok ziyaret edilen ve en doğru sonuçları çıkardığı öne sürülen Google bu alanın en iyisi. Sitenizi doğru şekilde kaydettirerek sitenize günde yaklaşık 100 kişinin gelmesini sağlayabilirsiniz.

2. Kısa ve Akılda Kalan Alan Adları

Adres çubuğunda bulunan isim sizin sitenizin kişiliğini ortaya koymaktadır. Alan Adı seçimi yaparken hem içeriğinize uygun ve kısa hem de akılda kalıcı bir alan adı bulmalısınız. Bunu başardığınız taktirde sitenize bir kere giren kişi siteyi unutmayacak yaklaşık olarak bir ay içerisinde sizin sitenizi tekrar ziyaret edecektir. Bu da size büyük bir katkı sağlayacaktır.

3. Hızlı Erişim

Web sitelerimizi genelde güzel durmaları için güzel resimlerle şık fotoğraflarla döşemeye çalışırız. Bu uygulama göze hoş gelmekle beraber sayfanın açılımını yavaşlatacak, ziyaretçiyi memnun etmeyecektir. Bu doğrultuda sayfanızdaki hostunuzu yoracak resimleri, ******leri kullanmamak en güzelidir. Hele ücretsiz hostingleri kullanıyorsanız kesinlikle anasayfanızın 60 kb 'ı geçmemesi ve resimlerin boyutunun çok büyük olmaması gerekir. Geocities tecrübesine dayanarak :)

4. Banner ve Link Değişimleri

Web siteleri arasında yapılan banner ve link değişimleri çok yararlı olacaktır. Özellikle benzer içeriğe sahip siteler arasında yapılan banner ve link değişimleri iki tarafa da büyük katkılar sağlamaktadır. Mesela ziyaretçi aradığını iki site de bulabilir. Ayrıca bu değişimler arama motorlarına da yardımcı olmaktadır.

5. Kaliteli İçerik

Sörfçüler gezdikleri sitelerde aradığının da fazlasının bulunmasını ister. Gördüğü içerik ne kadar fazlaysa o siteye gösterdiği önem de o kadar fazladır. Eğer bir girişinde bütün siteyi gezebiliyorsa zaten o ziyaretçi o siteye bir daha gelme gereği duymaz, fakat o kadar çok içerik varsa ve bir seferde bütün hepsini gezemiyorsa bu o ziyaretçinin en kısa sürede yarım kalan sörfünü tamamlamak için siteye tekrar gireceğinin belirtisidir.

6. Aktiviteler

Web sitelerinde yapılan aktiviteler çok önemlidir. Özellikle ziyaretçilerin online katıldıkları, birbirleri aralarında mesajlaşabildikleri ortamlar çok sevilmektedir. Örneğin ; Mesaj Panosu, Link Bankası, Maillist ,Ziyaretçi Defteri vs.. Bu aktivitelerde ziyaretçiyi memnun edecek ve o siteye tekrar girmesini sağlayacaktır.

7. Toplistler

Toplistler ; web sitelerinin istatistiklerini tutan, istatistiklere göre sıraya dizen web siteleridir. Bu sitelere üye olarak sitenizin istatistiklerinizi tutturabilir ve takip edebilirsiniz. Üst sıralarda yer alırsanız sitenize ziyaretçiler gelir. Fakat burda Toplist seçimi de çok önemlidir. Eğer hitiniz düşükse çok büyük sitelere, toplistlere katılmanın bir anlamı yoktur. Daha düşük ve hitinize uygun toplistlere kayıt olmak her zaman için daha yararlıdır.

8. Hit Makinaları

Yukarıda anlattığımız hit arttırma yollarının dışında, size hiç bir yarar sağlamayacak olan fakat toplistlerde üst sıralara çıkmanızı sağlayacak olan web trafik sitelerine üye olabilirsiniz. Buradan gelen ziyaretçiler sizin sitenizi hiç bir şekilde bilmez, gezmez ve içeriğiyle ilgilenmez. Sadece hitiniz artmış olur. Bu yolu kimseye tavsiye etmiyoruz.

.

BUYUK BİR UĞRAŞ SONUCU İNTERNET ALEMINDEN SIZLERE BU BİLGİLERİ TOPLADIM. OKU OKU BİTMEZ :) :)
Bilgisayar Nedir?
Bilgisayar Donanımı
Merkezi İşlem Birimi (CPU)
Ana Bellek (RAM)
Ön Bellek (Cache Memory)
BİOS (Basic İnput Output System)
Anakart
Bilgisayar Kasası
Sabit Disk (Hard disk) ve Disketler
CD-ROM Sürücü
Monitör (Ekran)
Klavye
Mouse (Fare)
Yazıcı (printer)
Çizici (plotter)
Tarayıcı (scanner)
Modem
Bilgisayarda Bilginin Birimleri
Bilgisayarla Yapılan İşlemler
Bilgisayar ağı (network)
Bilgisayar Yazılımları
Uygulama Yazılımları
Genel Amaçlı Uygulama Yazılımları
Özel Amaçlı Uygulama Yazılımları
Sistem Yazılımları
İşletim Sistemi Yazılımları
Hizmet Yazılımları
Zararlı Yazılımlar
Virüslere Karşı Aşı
Programlama Dilleri
Bilgisayar Açıldığında Ne Olur?
İşletim Sistemlerinin Genel Yapısı
DOS İşletim Sistemi
DOS İşletim Sisteminin Bilgisayarın Açılışında Yüklenişi
DOS Komutları
Diğer DOS Komutları


Bilgisayar Nedir?
Bilgisayar; kendine önceden yüklenmiş program gereğince çeşitli bilgileri-verileri uygun ortamlarda saklayan ve istenildiğinde geri getiren, çeşitli aritmetik ve mantıksal işlemler yapan; çok hızlı çalışan elektronik bir cihazdır.

Bilgisayarın elektronik kısmına donanım (hardware), program kısmına ise yazılım (software) denir.

Bilgisayarın gelişiminde şu 4 unsur hiç değişmemiştir.

1. Bilginin Girişi (Giriş birimleri: Klavye, mouse, kamera, scanner, fax-modem vb.)

2. Bilginin saklanması (Hafıza: Harddisk, disket, cd-rom vb.)

3. Bilginin işlenmesi (Beyin: Merkezi işlem birimi-Central Processing Unit-CPU)

4. Bilginin çıkışı (Çıkış birimleri: Monitör/ekran, Printer/yazıcı, plotter/çizici, modem)

Bilgisayar Donanımı
Donanım bilgisayarı oluşturan her türlü fiziksel parçaya verilen verilen addır. Donanım bir merkezi işlem biriminden (Central Processing Unit-CPU) ve bu birime bağlı çevre birimlerinden oluşur. Çevre birimleri de ayrıca giriş birimleri (input devices) ve çıkış birimleri (output devices) olmak üzere iki kısma ayrılır.

Merkezi İşlem Birimi (CPU)
Bilgisayarın içindeki temel elemanıdır. Mikro işlemci diye de anılır. Komutları işler, hesaplamaları yapar, bilgisayarın içindeki bilgi akışını kontrol eder ve yönetir.

Mikro işlemcilerin her yeni kuşağı bir öncekinden çok daha güçlüdür. 286, 386 ve 486 kuşakları artık demodedir. Günümüzde pentium ve daha üst işlemciler geçerlidir.

Mikro işlemciler; İntel , IBM, AMD ve Cyrix gibi firmalar tarafından üretilir. İntel’in mikro işlemcileri yaygın olarak kullanılır.

Ana Bellek (RAM)
Ana bellek veya rastgele erişimli bellek (Random Access Memory-RAM), bir giriş cihazından veya bir ikincil depolama cihazından okunan veri ve programların, çalıştırılan programlardan elde edilen sonuçların ve bir ikincil depolama cihazına veya bir çıkış cihazına gönderilmeye hazır olan çıktıların tutulduğu yerdir. Buradaki “rastgele erişim” ifadesi bilgisayarın bellek içerisindeki herhangi bir adrese doğrudan gidip bilgileri okuyabileceği veya yazabileceği anlamında kullanılmaktadır. Ana bellekte veriler geçici olarak tutulur; başka bir deyişle bilgisayar kapatıldığında bu veriler silinir. Çok kullanıcılı sistemlerde bilgisayar bir kullanıcı için herhangi bir işi yapmayı bitirdiğinde, ana bellekteki aynı kısma diğer kullanıcılar için işlenmesi gereken veri ve programlar yerleşir. Ana bellek diğer bilgi saklama araçlarına oranla biraz daha pahalıdır.

Ana belleğin temel görevleri şöyle özetlenebilir.

1.Halihazırda çalışan programların program deyimleri ve bu programların ihtiyaç duyduğu verileri tutmak.

2.İşletim sistemi yüklendikten sonra ana bellekte sürekli olarak kalması gereken işletim sistemi bileşenlerini tutmak.

3.Programlar tarafından üretilen sonuçları tutmak.

4.Sabit disklere veya harici bir cihaza gönderilmeye hazır olan çıkış bilgilerini tutmak.

Bellekte yerleşik olan veri ve programlara ihtiyaç halinde tekrar ulaşabilmek için ana bellekteki her bölgenin bir adresi vardır.

Ana belleğin büyüklüğü; aynı anda çalışabilecek program sayısını ve programların çalışma hızını etkiler.

Ön Bellek (Cache Memory)
Ana bellek ile merkezi işlem birimi arasında görev yapan ve ana bellekten çok daha hızlı olan bir bellektir. Bu bellek birimi; işlem esnasında çok sık kullanılan bilgisayar talimatları ve geçici olarak tutulan bilgiler için bir “yaz-boz tahtası” olarak kullanılır. CPU ’nun ana bellekten veri alırken harcadığı zamanı azaltır; bu da bilgisayarı hızlandırır. CPU, ana bellekten veri alması gerektiğinde, bu verinin dahili ön bellekte olup olmadığına bakar. Dahili ön bellek, CPU’nun en son işlediği verilerin bir kopyasını saklar. Aranan veri dahili ön bellekte bulunamazsa harici ön belleğe bakılır. Harici ön bellekte de bulunamayan veriler ana bellekten alınır. Bu, ön belleğe göre daha yavaş bir süreçtir.

BİOS (Basic İnput Output System)
BİOS yongası (entegresi), bilgisayarın açılışı sırasında parçaları kontrol eden ve onları çalışmaya hazır duruma getiren bir program içerir. ROM (Read Only Memory) türündeki bellek üzerinde kaydedilmiş bir programdır. Bu tür bellekteki bilgiler bilgisayarı kapattığınızda silinmez.

Not:BIOS bugün üretilen anakartların çoğunda, Flash ROM üzerine kayıtlıdır. Bu türdeki belleğin içeriği bilgisayarı kapadığınızda silinmez ama gerektiğinde özel bir program çalıştırılarak değiştirilebilir.Böylelikle BİOS un içerdiği hatalar giderilebilir.

BIOS’ un ilk görevi, bilgisayarın açılışı sırasında bellek gibi çeşitli parçaları kontrol ederek,bir problem varsa kullanıcıyı uyarmaktır.

Bilgisayarın açılışı sırasında özel bir tuşa (genellikle DEL tuşu) basarsanız, karşınıza BIOS setup ekranı gelir. Bu ekranda gerekiyorsa, sabit disk sürücülerinin tipi gibi çeşitli bilgileri ve ayarları değiştirebilirsiniz.

Anakart
Veriyolu, bilgisayarın içindeki değişik birimler arasında bilgileri taşıyan bir sistemdir.

Bir bilgisayarın temel devre kartıdır. Bilgisayardaki tüm elektriksel bileşenler anakarta bağlanmıştır.

Genişletme yuvaları, genişletme kartları(ses, görüntü-ekran, modem, network-ağ kartları)nın takılabileceği anakart üzerindeki soketlerdir. Genişletme kartları, bilgisayarınıza yeni yetenekler kazandırır. Daha güzel grafikler, CD kalitesinde ses, modem ile iletişim, bilgisayar ağlarına(internet’e) bağlanmak ... Bunlar, bilgisayarınıza ekleyebileceğiniz özelliklerden sadece birkaçı. Genişletme yuvalarının tipini, bilgisayarın veriyolu belirler.

Bilgisayar Kasası
Bilgisayarı oluşturan parçaların içine takıldığı ve parçaları bir arada tutan metal ve/veya plastik bir kutudur. Önceleri Desktop ve slim kasa adı verilen yatık kasalar kullanılırken son yıllarda Mini Tower diye adlandırılan dik tip kasalar kullanılmaktadır. Ancak IBM, HP ve Compag gibi firmalar daha çok desktop tipi kasaları tercih ediyorlar. Server(sunucu) veya ana bilgisayar olarak kullanılmak üzere tasarlanan bilgisayarlarda genişleme olanakları fazla olan kasalar kullanılmaktadır.

Kasanın en önemli bileşeni güç kaynağıdır. Güç kaynağı, normal şehir cereyanını bilgisayarın kullanabileceği elektrik enerjisine dönüştürür. Bilgisayar parçalarının fazla ısınmasını engellemek üzere güç kaynağının içinde bir soğutucu fan bulunur. Genellikle mikroişlemcilerin üzerinde de ayrıca bir soğutucu fan bulunmaktadır. PC (Personal Computer) lerde güç kaynağının kapasitesi ortalama 200-250 watt’tır.

Elektrik cereyanındaki dalgalanmalar ve elektriğin kesilmesi bilgisayarınıza zarar verebilir. Makinenizi ve bilgilerinizi korumak için kesintisiz güç kaynağı kullanabilirsiniz.

Kesintisiz Güç Kaynağı, elektrik enerjisindeki dalgalanmalara karşı; çıkışında bilgisayarınıza sürekli aynı voltajda temiz bir enerji verir ve kesinti durumunda, içindeki akülerin kapasitesine göre bilgisayarınızı 5 dakika ile birkaç saat arasında çalıştırır.

Bilgisayar Kasasında, bilgisayarı kolayca açmak ve “reset” yapmak için tuşlar bulunur

Açma/Kapama (Power On/Off) tuşu, bilgisayarı açıp kapamayı sağlar.

Reset tuşu, açma/kapama düğmesine basmadan bilgisayarı yeni açılmış haline getirir. Özellikle makine komutlarınıza uymuyorsa veya kilitlendiyse kullanılır.

Sabit disk sürücü ışığı, bilgisayar sabit diske bir şey yazdığı veya ondan bir bilgi aldığı(okuduğu) zaman yanar. Bu ışık yanarken bilgisayarı sakın kapamayın ve oynatmayın yoksa diskteki bilgiler bozulabilir.

Bilgisayar Kasasının arkasındaki Portlar :

Seri Port, “Erkek Konnektör” olarak da adlandırılan bu portlarda 9 veya 25 iğne(pin) bulunur. Seri portlara fare(mouse), modem, tarayıcı(scanner) bazen de yazıcı bağlanır. Bilgisayar her seri portu COM etiketiyle görür.(COM1, COM2 ...)

Paralel Port, “dişi konnektör” olarak da bilinen bu portlarda 25 delik bulunur. Paralel portlara yazıcı ve teyp birimleri takılır. Bilgisayar her paralel portu LPT etiketiyle görür.

Monitor(Ekran) Portu, monitörü bağlamak içindir.Görüntü kartının üzerinde bulunur

Klavye portu, klavyeyi ve mouse portu da fareyi bilgisayara bağlar.

USA (Üniversal Seril Bum) portu, yeni bir standart olan USA; fareden klavyeye tüm cihazları zincirleme şekilde birbirine bağlıyor. USA portları ile 127 adede kadar cihaz bilgisayara kolayca eklenebilir.

Oyun portu, joystick’leri bilgisayara bağlar. Genellikle ses kartının üzerinde bulunur.

Sabit Disk (Hard disk) ve Disketler
Yukarıda belirtildiği gibi bilgiler bilgisayarın belleğinde işlenip değerlendiriliyor. Bilgisayarın kapatılması veya elektriğin kesilmesi halinde bellekteki bilgiler siliniyordu. Bellekte geçici olarak saklanan bilgileri kalıcı olarak saklamak için bilgilerin manyetik bir ortama aktarılması gerekir.

En çok kullanılan manyetik ortamların başında ise hard disk ve disketler gelmektedir. Disketler bilgisayara takılıp çıkartılabilirken, hard diskler bilgisayarda sabit olarak kalıyor. Disketlerin hem kapasiteleri düşük hem de disketten bilgi okuma ve yazma hızı hard disklere göre son derece düşüktür. Ayrıca hard diskler disketlere göre daha dayanıklı ve uzun ömürlüdür. Yani hard (sabit) disk sürücü bir bilgisayarın bilgi depolamak için kullandığı en temel birimdir. Veriler bir dizi dönen diskte manyetik olarak saklanır(Kaydedilen bilgiler Dosya adını alır).

Bilgisayarınızda birden fazla sabit disk sürücü bulunabilir veya bir sabit disk iki yada daha fazla bölüme ayrılabilir. İlk sabit disk, C sürücüsü diye adlandırılır. Daha sonra takılan hard diskler sırasıyla D,E,F... harflerini alır.

Not: D harfi genellikle CD-ROM sürücüsü için kullanılır.

Bir sabit diskin saklayabileceği bilgilerin miktarı, MB(Mega Byte) ve GB(Giga Byte) ile ölçülür.Günümüzde sabit disklerin kapasitesi 10-50 GB arasındadır.

Not : 1 GB = 1024 MB olmakla birlikte, bazı sabit disk üreticileri 1 GB = 1000 MB olarak tanımlamaktadır.

Disket (floppy disk), verileri manyetik ortamda saklayan taşınabilir bir araçtır. Bir disketi(ve hard diski) ilk kez kullanmadan önce biçimlendirmek (formatlamak) gerekir. Formatlama, disketi iz ve sektörlere ayırarak onu kullanıma hazır duruma getirir.

Disketler, boyutlarına göre ikiye ayrılmaktadır: 3.5” ve 5.25”. Bugün kullanılan 3.5” disketlerin veri saklama kapasiteleri için iki yaygın standart kullanılıyor:

1.Çift yoğunluklu (Double Density-DD) : 720 KB

2.Yüksek yoğunluklu (High Density-HD) : 1.44 MB

Bilgisayarlarda disket sürücü A (varsa ikinci sürücü B) diye adlandırılır.

CD-ROM Sürücü
CD-ROM (Compact Disk - Read Only Memory) sürücü, kompakt disklerdeki sayısal bilgileri okuyan araçtır. CD-ROM sürücülerde okuma işlemi lazer ışını ile yapılır.

CD-RW’larda okuma için ayrı yazma için ayrı lazer ışını kullanılır.

CD-ROM’lar alüminyumdan üretilmiş, üzerleri şeffaf polikarbonat maddesiyle kaplanmış ve üzerine koruyucu bir cila çekilmiş disklerdir.CD’ler diğer kayıt birimlerine göre daha güvenilirdir. Bir CD’nin bilgi depolama kapasitesi yaklaşık 650-750 MB arasındadır.

Monitör (Ekran)
Monitör (veya ekran) bilgisayarın mikroişlemcisinden gönderilen sinyalleri gözün görebileceği şekilde görüntüye dönüştüren cihazdır. Yani CPU tarafından işlenilen bilgilerin kullanıcıya iletildiği ortamdır; bir çıkış birimidir. Monitörlerin en önemli özelliklerinden birisi ekrandaki görüntülerin netliği veya çözünürlüğüdür.

Çözünürlük (resulation), yatay ve dikey olarak ekrandaki nokta sayısıyla ölçülür. Çözünürlük yükseldikçe ekrana daha fazla bilgi sığar, ama ekrandaki görüntüler küçülür. Multisync monitörler, değişik çözünürlüklerde çalışabilirler(640x480, 800x600, 1024x768, 1280x1024 gibi). Böylece ekrandaki görüntüleri amaca göre genişletip daraltabiliriz.

Büyüklük : Monitör büyüklüğü, ekranın köşegen uzunluğuyla ölçülür. Standart monitörler 14” veya 15” (inç) büyüklüğündedir. 1024x768’den daha yüksek çözünürlüklerde rahat çalışabilmek için 17” veya daha büyük bir monitör seçilmelidir.

Nokta aralığı : Görüntü netliği, ekran yüzeyindeki noktaların arasındaki uzaklığa bağlıdır. Nokta aralığı ne kadar küçükse görüntü o kadar net olur. Eski monitörlerde bu 0.39 mm iken şimdiki monitörlerde genellikle 0.28 veya daha küçüktür.

Ekran tazeleme : Ekrandaki görüntü saniyede en az 60 kez tazelenmelidir. Ekran tazeleme frekansı yükseldikçe daha sabit bir görüntü elde edilir. “Non-interlaced”(titreşimsiz) denilen monitörler ekranı tek seferde tarayabildiği için gözü daha az yorar.

Monitör ve görüntü kartı, ekranda görüntülerin sergilenebilmesi için birlikte çalışırlar..

Görüntü kartı, ana karta bağlanan bir genişleme kartıdır. Bir kablo, görüntü kartı ile monitörü birbirine bağlar.

Monitörde görüntülenebilen renklerin sayısı görüntü kartındaki bellek miktarıyla sınırlanır. Görüntü kartındaki bellek yongaları, bilgileri monitöre göndermeden önce geçici olarak saklar. Renk sayısı, ekrandaki görüntülerin kalitesini doğrudan doğruya etkiler. Daha fazla renk, gerçeğe daha yakın ve daha iyi görüntü demektir.

Klavye
Klavye, üzerinde harf, rakam, özel karakterler ve özel fonksiyon tuşlarının bulunduğu bir bilgisayar giriş birimidir. Bilgisayar temelde klavye aracılığıyla yönlendirilir ve kumanda edilir. Klavyenin tuşlarına basıldığında, basılan tuşun kodu bilgisayarın CPU’su tarafından değerlendirilmek üzere belleğe aktarılır ve yankısı yada neticesi ekrana gelir.

Klavyeler üzerindeki harf tuşlarının diziliş şekline göre F veya Q tipi olurlar. Farklı firmaların ürettiği klavyelerde bazı farklı tuşlar bulunabilir.

Klavyenin üzerinde bulunan bazı tuşlar, ekrana bir karakterin yazılmasına neden olmazlar. Çünkü bu tuşlar bir görüntüden öte bir etki oluştururlar. Ancak bu tuşların işlevleri programdan programa değişiklik gösterebilir. Örneğin bir çok programda F1 tuşuna basıldığı zaman o sırada çalışan program veya yapılan işleme bağlı olarak ekrana yardımcı bilgi getirilmektedir.

Enter tuşu : Bilgisayara bir işi yapmasını söylemek, bir komutu çalıştırmak için kullanılır. Kelime işlemcilerde ise yeni bir paragrafa geçmeyi sağlar.

Esc (Escape) tuşu : O sırada yapılan işi yarıda kesmek, vazgeçmek veya geriye dönmek amacıyla kullanılır. Windows uyumlu programlarda Esc tuşu genellikle iptal düğmesini temsil eder.

Fonksiyon tuşları : Bu tuşlar belirli bir işlemi çabucak yapmak için kullanılır. Örneğin F1 tuşu çoğu programda yardım bilgilerini ekrana getirir.

Tab tuşu : DOS ortamında bu tuşa basıldığı zaman imleç veya ekleme noktası 5 karakter genişliği kadar sağa gitmektedir. Başka bir deyişle DOS ortamında 5 kez boşluk tuşuna basmak yerine bir kez tab tuşuna basmak aynı etkiye sahiptir. Kelime işlem programlarına paragraf girintisi için, windows’ta iletişim kutusu pencerelerinde ise düğmeler arası geçişte kullanılır.

Caps Lock tuşu : Bu tuşa bir kez basınca (klavyenin sağ üst köşesinde ilgili ışık yanar ve) klavyeden hep büyük harf girebilirsiniz. Bir kez daha basarsanız, yine küçük harf moduna geçilir.

Shift tuşu : Bu tuşa bir harf tuşu ile birlikte basıldığında, o harfi büyük yazmakta veya bir rakam tuşu ile birlikte basıldığında ise o rakam tuşunun üst kısmında belirtilen özel karakteri yazmaktadır.

Ctrl ve Alt Tuşları : Başka tuşlarla birlikte aynı anda bastığınızda, belirli işlemleri yapmaya yarar. Örneğin bazı programlarda Ctrl+S dosyayı kaydeder, Ctrl+Alt+Del bilgisayarı resetler.

Alt Gr tuşu : Q dizilişine sahip klavyelerde Türkçe’ye özgü ç,ş,ü ve ö gibi harflere yer bulabilmek için bazı tuşlara 3. bir görev verilmektedir. Bu 3. görevi kullanabilmek Alt Gr tuşu basılı iken söz konusudur.

Windows tuşu : Bu tuş Windows işletim sistemlerinde “Başlat” menüsünü açar. Ayrıca başka tuşlarla birlikte kısa yol tuşu olarak kullanılır. Klavyenin sol alt köşesinde Ctrl ile Alt tuşları arasındadır.

Sağ fare tuşu : Windows’ta sağ fare tuşu ile aynı görevi görür. Klavyedeki yeri boşluk tuşunun sağındaki Ctrl tuşunun solundadır. Bu arada Ctrl, Shift ve Enter tuşları kullanım kolaylığı düşünülerek klavye üzerinde ikişer adettir.

Back Space (Geriye Silme) tuşu : Klavyede rakamların bulunduğu sırada en sağda olan bu tuş, ışıklı göstergenin(imlecin) solunda bulunan karakteri silmek için kullanılır. İmlecin solundaki karakter silindiği için sağında bulunan bütün karakterler bir karakter genişliği kadar sola kayarlar.

Del (Delete) tuşu : Del tuşu ise imlecin sağındaki karakteri siler.

İns (İnsert) tuşu : İnsert tuşu açık/kapalı mantığıyla çalışır. İnsert açıkken yazılan karakterler sağdaki karakteri ileri doğru iterek araya yerleşir. İnsert kapalı iken ise yazdığımız karakterler daha önceki karakterlerin üstüne yazılır.

Home tuşu : Bu tuş satırın başına gitmemizi sağlar.

End tuşu : Bu tuş satırın sonuna gitmemizi sağlar.

Page Up tuşu : Bu tuş bir sayfa yukarı çıkmamızı sağlar.

Page Down tuşu : Bu tuş bir sayfa (bir ekran görüntüsü kadar) aşağı inmemizi sağlar.

Pause tuşu : Bu tuş yapılan işlemin bir tuşa basana kadar durdurulmasını sağlar. Bir tuşa basınca işlem kaldığı yerden devam eder.

Print Screen tuşu : DOS ortamında çalışırken bu tuşa basmanız halinde o sırada ekranda ne görülüyorsa yazıcıya gönderilir. Windows ortamında bu tuşa bastığınızda yine ekranın resmi çekilir. Ancak ekranın resmi yazıcı yerine, geçici bilgi saklama ortamı olan ve Pano adı verilen ortama aktarılır. Daha sonra panoda saklanan resmi Paint gibi bir boyama programına aktarıp istediğiniz gibi kullanabilirsiniz.

İmleç tuşları : Bu tuşlarla imleci ekranda istediğiniz yere arqo Söz yaSak(bayroSh)ürebilirsiniz.

Nümerik klavye : Num Lock ışığına bağlı olarak, buradan rakamları girebilir veya imleci kontrol edebilirsiniz. Num Lock ışığını “Num Lock” tuşu yakar veya söndürür.

Bunlardan başka yeni tip klavyelerde Sleep(Stand-by/Bekleme uyuma modu), Power (açma-kapama) gibi bazı tuşlar da vardır.

Mouse (Fare)
Ekrandaki öğeleri (icon’ları) seçmenizi ve hareket ettirmenizi, bu icon’ların temsil ettiği işlemleri (sol tuş ile bir veya iki kez tıklayarak) yaptırmanızı sağlayan bir giriş aygıtı’dır

Fare, klavyenin yerini almak için geliştirilmiş bir aygıt değil aksine kullanıcının imleci hareket ettirme kabiliyetini geliştiren bir aygıttır.İki veya üç tuşlu olabilir.

Farenin çalışması bir topun hareketine dayanır. Fare düz bir yüzeyde hareket ettirildikçe topun hareketi ekrandaki işaretin hareketine dönüştürülür.Farenin iyi çalışması için, ara sıra bu topu çıkarıp temizleyin.

Mouse Pad (farelik) farenin hareketi için uygun ve iyi bir yüzey sağlar.

Seri fareler COM portuna, PS/2 tipi fareler fare portuna bağlanır. Bu iki tip konnektörü birbirine çeviren dönüştürücüler vardır.

Yazıcı (printer)
Bilgisayardaki bilgilerin kağıt üzerinde gösterilmesini sağlayan çıkış birimlerinden en önemlisi yazıcılardır. Yazıcılar basımda kullandıkları teknolojiye göre üç sınıfa ayrılırlar.

1.Nokta vuruşlu (matris) yazıcılar : Sayfa üzerine harfleri ve şekilleri minik noktacıklarla oluştururlar. Yazma kafası, mürekkepli bir şeride vuran küçük iğnelerden (9 veya 24 pin) oluşur. Bu yazıcılar vuruşlu oldukları için oldukça gürültülüdür.

Nokta vuruşlu yazıcılar, özellikle aynı anda birden çok kopya alınması gereken durumlarda kullanışlıdır. Genellikle sürekli form kağıt kullanırlar. Sürekli formun kenarında, yazıcıya takılmasını sağlayan delikler vardır.

2.Mürekkep püskürtmeli (inkjet) yazıcılar : Nokta vuruşlu yazıcılardan daha kaliteli baskı yaparlar ve daha sessiz çalışırlar. Renkli mürekkep püskürtmeliler, normal kağıda baskı yapabilirler, ama özel kağıt kullanılırsa daha iyi sonuç verirler.

3.Lazer yazıcı : Sayfa görüntüsünü oluşturmak için lazer ışınlarını kullanan, yüksek hızlı bir yazıcıdır. Lazer yazıcılar, yüksek kalitede belge üreten bir fotokopi makinesi gibi çalışır.

Çizici (plotter)
Çiziciler özellikle grafik çıktıların alınmasında kullanılan aygıtlardır. Renkli kalemler kullanılmak suretiyle renkli çıktılar alınabilir. Çiziciler genellikle mimarlık ve mühendislik uygulamalarında kullanılır.

Tarayıcı (scanner)
Tarayıcılar fotoğraf, grafik ve düz yazıları okuyup bilgisayara aktaran aygıtlardır. Bilgisayara aktarılan resim ve grafikler üzerinde değişiklik yapılabilmektedir. Düz yazılar ise kelime işlem programları(OCR optik karakter tanıma programı) ile değiştirilebilmektedir.

Tarayıcıların masa üstü tipi olduğu gibi el ile tarama yapmayı gerektiren el tipi tarayıcılar da vardır. Tarayıcılar bilgisayara ya SCSI bir kartla bağlanmakta ya da yazıcının takıldığı paralel çıkışa bağlanır. Paralel çıkıştan bilgisayara bağlanan tarayıcılar daha ekonomiktir. Bu tip tarayıcılarda ayrıca yazıcılar için bir çıkış bulunmaktadır.

Modem
Bilgisayarınızın telefon hatlarını kullanarak iletişim kurmasını sağlar. Modem terimi, Modulation-demodulation kelimelerinin kısaltılması ile oluşturulmuştur. Modem, bilgisayardan aldığı digital(sayısal) veriyi analog veriye çevirerek göndermek ve aynı şekilde karşı taraftaki bilgisayardan gelen analog veriyi tekrar digital veriye çevirerek bilgisayara iletmektir. Bu digital-analog çeviri işleminin gerekli olmasının sebebi, bilgisayarları birbirine bağlamak için kullanılan hatların digital veriyi taşıyamamalarıdır.

Bir modem kullanarak, internet ve BBS gibi bilgi ağları ve hizmetlerine erişebilirsiniz. Faks yeteneği de olan bir fax/modem cihazıyla bilgisayarınızdan faks çekebilir ve size gelen faksları alabilirsiniz. Ses(voice) özellikleride olan bir modem telesekreter görevi görebilir.

Harici tip Modemler bilgisayara seri port ile bağlanır.

Bilgisayarda Bilginin Birimleri

Bit (binary digit) : 0 ve 1’lerden oluşmuş, bilgisayarda bir anlamı olan en küçük bilginin adıdır.

Byte : 8 bitin birleşimiyle oluşmuş 1 karakterlik bilgidir.

Karakter : Harf, rakam veya semboller. Her birine 1 karakter denilir.

1 Byte = 1 Karakter = 8 Bit

1024 Byte = 1 Kilo Byte(KB), 1024 KB = 1 Mega Byte(MB), 1024 MB = 1 Giga Byte(GB)

Bilgisayarla Yapılan İşlemler
Bir bilgisayarla yapılan işlemler üç temel faaliyetten ibarettir: Giriş/çıkış işlemleri, veriler üzerinde yapılan işlemler ile veri yada bilgilerin saklanması ve nakli işlemleri.

1.Giriş/çıkış işlemleri : Bir bilgisayar çeşitli giriş ve çıkış cihazları vasıtasıyla toplanan verileri alma ve işlenen verileri de sunma kabiliyetine sahiptir.

2.Veriler üzerinde işlemler yapılması : Aşağıdaki işlemler bilgisayar tarafından veriler üzerinde icra edilebilir.

a. Sınıflandırma : Sınıflandırma genellikle veriler için önceden tespit edilmiş kısaltma veya kodlar vasıtasıyla yapılır. Kod türleri; nümerik (111,112,113 gibi), alfabetik (A,B,C gibi), ya da alfanümerik (A1,B1,C1 gibi rakam ve harflerin karışımı şeklinde) olabilir.

b. Aritmetik ve mantıksal işlemler : Aritmetik işlemler verilerin toplama, çıkarma, çarpma ve bölme gibi işlemlere tabi tutulmasıdır. Bilgisayar ayrıca mantıksal karşılaştırmalar yapma kabiliyetine de sahiptir. Örneğin A ve B şeklinde ifade edilen iki veri birimi karşılaştırıldığında sadece üç muhtemel sonuç söz konusudur.(1) A, B’den küçüktür (AB). Bu karşılaştırma kabiliyeti bilgisayarın önemli bir özelliğidir. Çünkü çoğu karmaşık problemler karşılaştırmalar yapmak suretiyle çözülebilir.

c. Sıralama : Veriler mantıksal bir sıra içerisinde düzenlenmişse bunlarla çalışmak ve analiz etmek daha kolay olur. Örneğin nümerik veriler küçükten büyüğe veya büyükten küçüğe, alfabetik veriler ise A’dan Z’ye veya Z’den A’ya şeklinde düzenlenebilir. Bilgisayarın mantıksal karşılaştırmalar yapmak suretiyle gerçekleştirdiği bu düzenlemeye sıralama denir.

d. Özetleme (grafik) : Veri yığınlarının daha kısa ve kullanılabilir şekle indirgenmesine özetleme denir. Bilgisayarın çeşitli grafik programları yardımıyla verilerden pasta veya sütun grafikler çıkarması özetlemeye bir örnek oluşturur.

3.Saklama ve nakletme işlemleri : Saklama, veri ve bilgilerin daha sonraki kullanım için bir harddisk, disket, CD-ROM veya bir manyetik bant gibi bir aygıtta saklanmasıdır. İstenildiğinde bu veri ve bilgilere çabucak ulaşılabilir ve kullanılabilir. Ayrıca bilgisayarlar veri ve bilgileri bir yerden başka bir yere transfer etme kabiliyetine sahiptir. İletişim, herhangi bir elektronik iletişim aracı ile yapılabilir.

Bilgisayar ağı (network)
Bir bilgisayar ağı,iki veya daha fazla bilgisayarın bir iletişim aracı üzerinden(kablolu veya kablosuz), tüm iletişim, yazılım ve donanım bileşenleri ile birlikte bağlanarak meydana getirilen sistem olarak tanımlanabilir. Bilgisayar ağı en az bir sunucu bilgisayar (server) ve bir istemci (client) bilgisayar (terminaller), modem veya ethernet (network) kartı, iletişim protokolü ve benzeri iletişim araçlarını bünyesinde bulundurur. Böyle bir ağa bağlı kullanıcılar bir çok yazılım ve donanımı paylaşabilirler.

Network sistemleri yakın ve uzak bağlantılar olmak üzere iki ana başlık altında incelenir.

Yakın mesafelerde olan bilgisayarların birbirlerine bağlandığı network sistemlerine LAN (Local Area Network), uzak mesafelerde olan bilgisayarların birbirlerine bağlandığı network sistemlerine ise WAN (Wide Area Network) adı verilir.

Bilgisayar ağları;bilgisayar kaynakları ve elektronik nesne paylaşımını amaçlayarak başladı ve bir iletişim, paylaşım, dayanışma ve ortak çalışma ortamına dönüştü. Bir kullanıcı masasındaki PC-terminal iş istasyonu ile ağ üzerindeki kaynakları kullanabilmektedir. Bu ise kullanıcıya bilgisayarından bağımsız bir arayüz olanağı sağlamaktadır. Diğer bir deyişle; belirli bir programı veya veri tabanını kullanmak için o programın yüklü olduğu bilgisayarın başında olmak gerekmiyor, veritabanını kullanıcının kendi bilgisayarında çalışan bir program kullanabiliyor veya uzaktan kullanım ile (telnet, remote login) ilgili bilgisayar da program ve veritabanını kullanabiliyor.

Bilgisayar ağlarının en büyüğü ve bir anlamda toplamı olan İnternet tüm dünyayı kapsayan, irili ufaklı her türden milyonlarca bilgisayardan oluşmakta, 200 civarında ülke ile elektronik posta,100 civarında ülke ile online elektronik nesne değişimine izin vermektedir.

Bilgisayar Yazılımları
Yazılım, kullanıcıların bilgisayarda işlerini yapmalarına imkan veren tüm programlara verilen genel addır. Yazılımlar :

1.Sistem Yazılımları

2.Uygulama Yazılımları

olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Uygulama yazılımları; programlama dilleriyle yazılan kullanıcıya yönelik yazılımlardır. Sistem yazılımları ise uygulama yazılımlarının belli bir donanım grubu üzerinde pürüzsüz olarak çalışmasını sağlayan zemin programlarını içerir.

Uygulama Yazılımları
Kullanıcıların belli başlı bazı işlemleri yapmalarına imkan veren yazılımlardır. Uygulama yazılımlarının geliştirilmesi için programlama dilleri ve diğer bazı uygulama geliştirme araçları kullanılır. Uygulama yazılımları genellikle belli bir işletim sistemi altında çalıştırılmak üzere hazırlanır. Örneğin, Macintosh işletim sistemi altında çalıştırılmak üzere hazırlanan bir kelime işlem programı DOS veya WINDOWS işletim sistemini kullanan kişisel bilgisayar(PC-Personal Computer)larda çalışmayacaktır. Bununla birlikte, çoğu durumlarda ticari uygulamalar; diğer bir çok işletim sistemi altında da çalışabilecek şekilde hazırlanmaktadır.

Genel Amaçlı Uygulama Yazılımları
Günümüzde bilgisayar sistemleri için geliştirilmiş çok sayıda genel amaçlı uygulama yazılımı mevcuttur. Bunların sayısı ve özellikleri her geçen gün hızla artmaktadır. Bu yazılımlardan kişi ve kurumlarca en yaygın olarak kullanılanları; kelime işlem programları, elektronik hesap tablosu programları, sunum programları, dosya yönetim ve veri tabanı yönetim programlarıdır.

Kelime İşlem Programları : Bilgisayarın, çok güçlü özellikleri olan bir daktilo makinesi gibi kullanılması özelliğini sağlayan programlardır. Hazırlamak istediğiniz belgede grafik, tablo, resim, dipnot ve belgeyi birden fazla sütun halinde düzenlemek gibi özellikleri sağlarlar. Bu programlar diğer genel amaçlı uygulama yazılımlarına oranla çok daha yaygın kullanılmaktadır. Bazı kelime işlemciler, masa üstü yayıncılık, elektronik takvim, ve elektronik posta gibi özelliklere sahip olan entegre ofis sistemlerinin temelidir(Word, WordStar, WordPerfect, PW-Professional Write gibi).

Hesap Tablosu Programları : Hesap tablosu programları bilgisayar sistemini son derece özellikli bir elektronik hesap makinesine dönüştüren programlardır. En basit özelliği verileri oldukları gibi tablo şeklinde listelemek olduğu gibi, verileri alıp çeşitli türlerde grafiklere dönüştürme özelliğine de sahiptirler(Excel, Lotus 123, Quattro Pro gibi).

Sunum Programları : Belli bir konuda yapılan araştırmanın ve/veya hazırlanan raporların sonuçlarını bilgisayar yardımıyla diğer kişilere anlatmak için kullanılır. Sunum genellikle bilgisayara bağlı bulunan bir projeksiyon/data shov cihazı yardımıyla yapılır. Bu uygulamalar her türlü grafik, ses ve video görüntülerinin kullanılmasına imkan verir.

Dosya Yöneticileri ve Veri Tabanı Yönetim Programları : Büyük miktardaki verileri depolayıp bu verilere hızlı bir erişim ve bu verilerden raporlar hazırlanmasına imkan veren programlardır(Access, Database/Dbase, FoxBase/FoxPro, Oracle, File Maker gibi).

Bu yazılımlar genellikle üretici firmalar tarafından birleştirilerek MS-Office, Star Office(Sun), Open Office(ücretsiz) gibi tek bir ofis paketi halindedirler.

Özel Amaçlı Uygulama Yazılımları
Özel amaçlı uygulama yazılımları belirli bazı işleri yapabilmek için geliştirilen, dolayısıyla sınırlı amaçları olan yazılımlardır. Aşağıda bazı özel amaçlı yazılım türleri kısaca belirtilmiştir.

Analiz ve karar verme : Belli işlemleri yapmaktan çok; problemlerin çözümünde yöneticilere yardımcı olmak amacıyla geliştirilmiştir. Matematiksel modellerden faydalanmak üzere istatistik ve yönetim bilimi yazılımlarını birleştirir.

Planlama, programlama, koordinasyon ve organizasyon: Finansal planlama, bütçe, masraf ve satış raporları hazırlama, toplantı gündemlerinin hazırlanması ve randevuların ayarlanması gibi işler “masa üstü düzenleyici”de denilen özel uygulama yazılımları ile yapılır.

Ayrıca “akıllı binalar”, “Hastane Otomasyon Sistemleri” ve proje yönetimi yazılımları da vardır.

İletişim : İletişim programları, bilgisayar ağları arasında iletişim kurulmasına imkan veren yazılımlardır. Günümüzde yaygın bir şekilde kullanılan İnternet hizmetlerinden yararlanmak için geliştirilmiş olan her türlü program iletişim programları içerisinde düşünülebilir.

Eğitim : Bilgisayarlar eğitimde her geçen gün gittikçe artan bir oranda kullanılmaktadır. Bugün piyasada olan programların çoğu öğreticileriyle birliktedir, yani program içindeki yardım menüsünde programın kullanım bilgileri bulunmaktadır. Ansiklopedik bilgiler içeren, belli bir yer veya konuda hazırlanmış olan tanıtıcı programlar, yabancı dil veya herhangi bir dersle ilgili olarak yardımcı olmak üzere hazırlanmış, internette online veya asenkron eğitim için hazırlanmış programlar eğitim amaçlı programlardır.

Sistem Yazılımları

Uygulama yazılımları ile bilgisayar donanımı arasında aracılık eden yani bilgisayar sisteminin pürüzsüz bir şekilde çalışmasını sağlayan yazılımlardır. Bu kısımda İşletim Sistemi (Operating System) ve Hizmet (Utility) yazılımları kısaca incelenecektir.

İşletim Sistemi Yazılımları
Bir işletim sistemi, bilgisayar kaynaklarının yönetimi ve kontrolünü sağlayan yani bilgisayar sisteminin yapacağı işleri yöneten programlar bütünüdür. Kullanıcıya bilgisayarın kaynaklarını mantıksal bir ortamda yönetme ve yönlendirme imkanı verir, pek çok fonksiyonu ise kullanıcının haberi bile olmadan kendisi üstlenir. Diyelim, bir yazı yazdınız ve diske kaydediyorsunuz. Kelime işlemci(yazıyı yazdığınız program), doğrudan diskle ilgili bir iş yapmaz, sadece işletim sisteminin diskle ilgili fonksiyonlarını kullanır.

Bir işletim sisteminin gerçekleştireceği temel işlemler;

1.Merkezi İşlem Birimini farklı işlere yönlendirmek, yönetmek,

2.Ana belleği yönetmek,

3.Harici kayıt cihazlarını yönetmek,

4.Giriş/çıkışları kontrol etmek,

5.Bilgisayar sisteminin güvenliği ve kontrolünü sağlamaktır.

Bugün kişisel bilgisayar dünyasında değişik işletim sistemleri kullanılıyor. Microsoft’un IBM uyumlu PC’ler için ürettiği MS-DOS, Windows, Windows NT, Windows2000 işletim sistemleri ayrı, Apple Macintosh’un işletim sistemleri ayrı, yine IBM uyumlu PC’lerde kullanılan IBM OS/2 Warp, Linux ve Unix işletim sistemleri ayrı. Üstelik her birinin farklı sürümleri var. Bunlardan günümüzde IBM uyumlu PC’lerde en yaygın kullanılanı Microsoft Windows olmakla birlikte son yıllarda Linux kullanımı da artmıştır. Önceleri çeşitli sürümleri ile DOS (Disk Operating System) işletim sistemi üzerine yüklenen bir Grafik Kullanıcı Arabirimi (GUI-Graphical User Interface) olan, yani PC’mizi DOS üzerinde daha rahat kullanabilmemiz için grafiksel öğeler getiren Windows, uzun bir süre sonra Windows 95 sürümü adıyla işletim sistemi unvanını edindi(aslında Windows NT, gerçek anlamda ilk Windows işletim sistemidir). PC’lerin ağ ortamında kullanımı içinse Novell Netware gibi işletim sistemleri geliştirildi. Ancak daha sonra Windows NT ve Windows 95’e gelişmiş ağ özellikleri eklendi.

Genelde bir işletim sisteminde kullandığımız uygulama diğerinde çalışmaz(farklı sürümlerini kullanmak gerekebilir). Ayrıca bir işletim sistemini kullanma alışkanlıkları diğer işletim sistemi ile uyuşmayabilir(fare kullanımı, menüler, arabirim, alıştığımız klavye kestirmeleri, komutlar vs.).

Hizmet Yazılımları
Hizmet (Utility) yazılımları, genel sistem destek işlemlerini yapmak için kullanılan programlardır. Diskleri biçimlendirmek, dosyaları kopyalamak, disklerdeki programları yedeklemek, dosya sıkıştırma, dosya transfer(ftp), klavye düzenleme, disk yüzeyini düzenleme(fdisk, partition magic), virüs temizleme gibi işlemleri yaparlar. Çoğu işletim sistemi hizmet yazılımlarının yaptığı işlerin çoğunu yapmaktadır. Fakat bazı durumlarda hizmet yazılımları ayrı bir paket olarak daha güçlü özelliklerle üretilmektedir.

Zararlı Yazılımlar
Buraya kadar anlattığımız faydalı yazılımların yanı sıra, faydalı yazılımlara zarar veren yada kullanıcı dosyaları üzerinde tahribat yapan zararlı yazılımlar da vardır. Bu yazılımlara genel bir ifadeyle zararlı yazılımlar yada “bilgisayar virüsleri” denir. Bilgisayar virüsleri kendi kendilerini çoğaltabilen, bir bilgisayardan diğerine yayılabilen ve çoğu kez bilgisayar sistemlerine kasten zarar vermek için yazılmış programlardır.

Bir bilgisayar virüsünün üç temel karakteristiği vardır:

1.Kendi kendini çoğaltma mekanizması, aşağıdaki fonksiyonları yapar;

· Enfekte etmek için diğer programları arar,

· Bir program bulduğu zaman, daha önce enfekte edilip edilmediğini tespit eder,

· Gizli talimatları program içerisinde bir yere ekler,

· Programın veya dosyanın enfekte edildiğini gösteren bir işaret ekler. İşaret (flag) gerekli olabilir. Aksi takdirde işaret olmadan programlar tekrar tekrar enfekte edilir veya çok anormal şekilde büyüyebilir.

Kendi kendini çoğaltma mekanizması dosyaların enfekte edildiğinin gizlenmesine yardım edecek olan diğer bazı fonksiyonları da icra eder. Mesela dosyaların üzerinde değişiklik yapıldığı son tarihi tekrar eski değerine ayarlayabilir.

2.Aktivasyon mekanizması, bazı olayların ortaya çıkmasını kontrol eden bir mekanizmadır. Olay vuku bulduğu zaman virüs amacını yerine getirir. Eğer aktivasyon mekanizması amacını icra etmeden önce belli bir tarihin veya zamanın gelmesini kontrol ediyorsa, ona zaman bombası (time bomb) denir. Bir programın önceden tespit edilmiş bir sayıda icra edilmesi gibi belli bir faaliyeti beklerse, buna da mantık bombası (logic bomb) denir. Bunun birçok varyasyonu olabileceği gibi, herhangi bir programın ilk defa icra edilmesiyle de aktivasyon mekanizmasının devreye girmesi söz konusu olabilir.

3.Amaç, genellikle istenmeyen ve tahrip edici bazı olayların meydana getirilmesidir. Bugüne kadar yaşanan olaylarda virüsler taşıdıkları amaçlarda farklılıklar göstermişlerdir. Bazen ekranda ortaya çıkan sinir bozucu fakat zararsız mesajlar, bazen dosyaların ve programların silinmesi veya değiştirilmesi ve bazen de sistem donanımının farklı bir şekilde davranmasına sebep olunması şeklinde ortaya çıkmışlardır. Bazen virüsün sebep olduğu zarar tüm sistem yazılımlarının ve verilerin yeniden yüklenmesini gerektirir.

Bir truva atı virüs programı gerçekte bilgisayara veya sisteme zarar vermek amacında olmasına rağmen faydalı bir fonksiyon icra ediyormuş gibi görünen bir programdır. Bir truva atının yazarı ya faydalı gibi görünen bir program yazar yada diğer kullanıcılara cazip görünen faydalı bir programın kaynak koduna erişim kazanıp faydalı fonksiyonun yanı sıra zararlı bazı fonksiyonlar da yerine getiren bir kod ekleyerek amacına ulaşır.

Ağ solucanı denilen virüs programları ise sistemden sisteme yayılmak için ağ bağlantılarını kullanırlar.

Virüslere Karşı Aşı
Virüslere karşı aşı tabiriyle kastedilen, anti-virüs yazılımlarıdır. Anti-virüs yazılımları bir bilgisayardaki davetsiz misafirleri “yakala ve yok et” misyonuna göre çalışan programlardır. Görünüşte anti-virüs programı, bir elektronik koruyucu ilaç gibi anlaşılabilir; gerçekte ise bir virüse karşı en iyi savunma onu sisteme bulaştırmamaktır. İkinci olarak da aktif hale gelip yayılmadan ve tahribatını yapmadan ilk adımda onu yok etmektir. Virüs faaliyetlerini tespit etmek amacıyla sistemi izleyen programlar kullanılmalıdır. Kusurlu anti-virüs yazılımlarının virüsleri yok edeceği yerde, bilgisayardaki verileri tahrip edip bilgisayarları çalışamaz duruma getirdiği çok görülmüştür. Daha olgun bir hale gelen anti-virüs programları bu tehlikeleri minimize etmiştir.

Anti-virüs yazılımlarının kullanılması düşünüldüğünde aşağıdaki faktörler göz önünde bulundurulmalıdır.

1. Anti-virüs yazılımları ne kadar itibarlı ve güvenilir kaynaklardan alınırsa o kadar etkin ve emniyetli sonuçlar alınır. Büyük üniversitelerde özenli ilmi değerlendirmeler den geçen programların satın alınmasında fayda vardır.

2. Bu yazılımların bütün meseleyi halledeceği düşünülmemelidir. Bir virüs insanlar tarafından yazılıp insan hatası veya ihmal nedeniyle sisteme girmesine imkan verilmiş olan bir üründür. İnsan faktörünün ihmal edilmesini gerektirecek kadar güçlü ve emniyetli anti-virüs yazılımı yoktur. Yani bunlar felakete karşı mutlak bir sigorta değil sadece bir ihtiyat tedbiridir.

Netice olarak koruma, tedaviden daha iyi bir seçenektir.

Programlama Dilleri
Genel amaçlı olsun özel amaçlı olsun tüm uygulama ve sistem yazılımları programlama dilleriyle yazılır. Bir programlama dili, insanların bilgisayara çeşitli işlemler yaptırmasına imkan veren her türlü sembol, karakter ve kurallar grubudur. Programlama dilleri insanlarla bilgisayarlar arasında tercümanlık görevi yapar. Programlama dilleri, bilgisayara neyi, ne zaman, nasıl yapacağını belirten deyim ve komutlar içerir. Programlama dilleri zaman içerisinde gelişerek günümüzde çok kabiliyetli bir duruma gelmiştir. Burada programlama dillerinin gelişme süreci kısaca incelenecektir. Programlama dillerinin tarihi gelişimi Tablo 1.1.de verilmiştir.

Kuşak
Programlama Dili
Periyod

1
Makine dili
1940 – 1950 arası

2
Assembly dili
1950’li yıllardan itibaren

3
Yüksek seviyeli diller
1960’lı yıllardan itibaren

4
Çok yüksek seviyeli diller
1970’li yıllardan itibaren

5
Yapay zekaya yönelik diller
1980’li yıllardan itibaren


Tablo 1.1.Programlama Dillerinin Tarihi Gelişimi

Düşük seviyeli diller : Bilgisayarların ilk dönemlerindeki programlama dilleri, kullanımı çok zor olan makine dili ve assembly dilleriydi. Makine dili, geliştirilen ilk programlama dilidir ve ilk kuşağı temsil eder. Makine dilinde yazılan tüm komutlar 0 ve 1 lerden oluşur. Bütün talimatlar en detaylı bir şekilde tanımlanır ve iki tabanlı sayı sistemi kullanılarak kodlama yapılır.

Assembly dilleri : İkinci kuşak dilerdir ve geliştirilmesine 1950’li yılların başlarında Grace Hopper tarafından öncülük edilmiştir. Bu dillerde makine dili talimatları daha kolay bir şekilde anlaşılabilecek ve hatırlanabilecek olan sembollerle ifade edilir. Düşük seviyeli diller grubundan sayılmasına rağmen, makine diline göre bir adım daha ileride olan assembly dilleri günümüzde bile programcılar tarafından kullanılmaktadır. Çünkü bu dillerle yazılan programlar genellikle çok hızlı çalışır ve daha az depolama yüzeyi gerektirirler. Bununla birlikte bu dillerle programlama yapmak çok yorucu, sıkıcı ve zaman alıcı olduğundan cazibesini kaybetmektedir.

Yüksek seviyeli diller : Üçüncü kuşak da denilen yüksek seviyeli programlama dilleri öğrenilmesi daha kolay, program yazılması daha az zaman alan, daha iyi sonuçlar sağlayan programlama dilleridir. Yüksek seviyeli dillerden birinde yazılan bir kaynak program makine diline çevrilmek zorundadır. Dönüştürme işini gerçekleştiren programa derleyici (compiler) denir. Basic, Cobol, Fortran ve Pascal dilleri bu kategorideki programlama dillerine birkaç örnek oluşturur.

Çok yüksek seviyeli diller : Bu diller programlama işini çok daha kolaylaştırmıştır. Bu dillerdeki temel özellik kullanıcıların bilgisayara bir şeyin nasıl yapılacağını değil, ne yapılacağını ifade edebilmelerine imkan vermesidir. Örneğin; sayıların sıraya dizdirilmesi işlemini yapabilmek için bir yüksek seviyeli dil ile karmaşık bir mantık kullanarak 15-20 satırlık bir program yazmak gerekir. Bunun aksine bir çok yüksek seviyeli(dördüncü kuşak) dil ile bir kullanıcının yapacağı iş; sıraya dizilecek alanı, sıralama işleminin küçükten büyüğe mi yoksa büyükten küçüğe mi yapılacağını belirlemek ve ekrandaki bir ikona tıklayarak yada bir mönüden “sırala” komutunu seçerek sıralama işlemini gerçekleştirmektir.

İlk geliştirilen dördüncü kuşak diller ile daha sonraları geliştirilen diller arasında bile takip edilen prosedürler ve kullanılan metotlar bakımından büyük farklılıklar vardır. Yeni geliştirilen diller çok daha karmaşık işleri daha kolay bir şekilde yapmaya imkan vermektedir.

Bilgisayar Açıldığında Ne Olur?
Hangi PC’yi açarsanız açın, siyah ekran üzerinde bir takım yazıların kayıp gittiğini görürsünüz. İşletim sisteminiz DOS, Windows 3.x, Windows 9x, NT, Windows 2000, Unix veya Linux olabilir. Tümünde de bu yazıları görürsünüz. İşletim sistemi daha sonra otomatik olarak veya siyah ekranda yazdığınız bir komutla devreye girer.

Peki nedir işletim sisteminden önce devreye giren bu satırlar?

Daha önce BIOS’tan bahsetmiştik. Temel Giriş Çıkış Sistemi (Basic İnput/Output System) anlamındaki BİOS, anakart üzerindeki bir yongada yüklü, küçük bir yazılımdır aslında. Bu yazılım donanımların diğer bileşenler ve işletim sistemi tarafından tanınması için ilk adımları atar, sistem açıldığında bazı donanımların düzgün çalışıp çalışmadığını test eder, donanımların belirli özelliklerinin ayarlanmasını sağlar. İşte BIOS’un sisteminizi açmak için gerçekleştirdiği bu ilk işlemlerin gerçekleştirildiğini, PC’nizi açtığınızda siyah ekranda görünen bu yazılardan anlarsınız. Bu yazılar ekrana gelirken BIOS’unuzun yaptığı bu işlemlere POST – Power On Self Testing/Otomatik açılış testleri adı verilir.

Bilgisayarı her açtığınızda, BIOS’taki POST yordamı (rutini), PC’nizin temel kaynaklarını kontrol eder: Bellekler çalışıyor mu? Giriş/çıkış birimleri yerinde duruyor mu? İşletim sistemi olması gereken yerde mi? Çevre birimleriyle ve iletişim portları ile yeniden ilişki kurulur. Her şey iyi gidiyorsa, bir mesele yok. Ama herhangi bir birimde sorun varsa, test işlemi durdurulur, bize acı haber ekrandan bildirilir...

PC’nin ekranında izlenilebilen bu test işlemi, en çok RAM bellek üzerinde yoğunlaşır; ne kadar çok ana bellek varsa, POST o kadar uzun sürecektir. Temel giriş/çıkış programlarının başlangıç adresleri de RAM’a aktarılır, böylelikle kullanacağımız uygulama yazılımlarının, giriş/çıkış birimlerini standart olmayan yollardan kullanmalarına da izin verilmiş olur.(Bazı PC’lerde açılış sırasında temel giriş/çıkış programları, olduğu gibi ROM dan RAM’a aktarılır.)

Görüldüğü gibi sistem açılışında pek çok işlem yapılmaktadır ve sisteminize bağlı donanımlar, yüklü yazılımlar değiştikçe, anakartın özelliğine ve BIOS ayarlarınıza da bağlı olarak, açılış süresi değişebilir. Çoğu kullanıcı sistem performanslarını bu açılış süresi ile değerlendirmeye eğilimlidir. Ancak görüldüğü gibi açılışta tanınan donanımlar ve yüklenen yazılımlar nedeniyle bu süre çok değişken olabilir, dolayısı ile PC’nin performansı açılış süresi ile ölçülmez.

Not : 1. Sisteminizi ilk açtığınızda yazılar ekranda hızla kayıyorsa ve aradığınız bir bilgiyi okumakta güçlük çekiyorsanız klavyenizde Pause tuşuna basarak kayan yazıları durdurabilirsiniz. Enter tuşuna bastığınızda işlemler devam edecektir.

2. Sisteminizdeki donanımların doğru çalıştığından eminseniz, BIOS Setup’dan bazı POST işlemlerini iptal ederek sisteminizin açılışını hızlandırabilirsiniz. BIOS Features Setup bölümünde “Quik Power On Self Test” seçeneğini “Enabled” konumuna getirdiğinizde özellikle açılıştaki bellek sayma işlemi iptal olacak ve sisteminiz daha hızlı açılacaktır.

İşletim Sistemlerinin Genel Yapısı
BIOS tam anlamı ile bir işletim sistemi sayılmaz; donanım ile işletim sistemi arasındaki köprü görevi yapar. Elektronik devreler, CD sürücüler, işlemci, grafik kartı... onca para ödediğimiz donanım bilgisayarın yarısıdır! Giriş bölümünde, öbür yarının yazılım olarak adlandırıldığını belirtmiştik. Bilgisayar genel amaçlı bir aygıttır, o kadar genel amaçlıdır ki, sorduğunuzda tanımlanmış bir işlevi ve görevi yoktur: “Ne iş olsa yapar”. İşte yazılımların görevi masanızın (ya da dizinizin) üzerinde öylece duran gövdeyi harekete geçirmek ve bu genel amaçlı aygıta tanımlanmış fonksiyonlar kazandırmaktır. Yazılımın bir işlevi daha vardır Son derece karmaşık bir aygıtı kolayca kullanmanızı sağlamak, elektronik devrelerle aranızda bir köprü oluşturmak... Kabaca, bu işlevlerden ilkini destek ve uygulama yazılımlarının, ikincisini ise “sistem yazılımlarının” üstlendiğini söyleyebiliriz. Kullanıcı bilgisayarın iç işleyişine karışmaz, ancak bu işleyişi yönlendirebilir. Bu yönlendirme, piramidin tepesinden tabanına doğru inersek, uygulama yazılımları ve onların çalışmasını sağlayan sistem yazılımları ile mümkün olabiliyor. “Sistem yazılımı” başlığı altında toplanan yazılımlardan en önemlisi işletim sistemidir. İşletim sistemi buraya kadar anlattığımız bütün o karmaşık donanım birimlerinin çalışmasını birtakım komutlarla veya resim ve ikonlarla temsil eder. İşlemci, BIOS veya belleğin temel çalışma ilkelerini bilmeden de PC’nizi kullanabilirsiniz, ama işletim sistemini bilmeden bilgisayarınıza hakim olamazsınız. DOS kullanacaksanız DOS’u, Windows’unuz varsa Windows’u, Unix veya Linux’unuz varsa onları veya Mac’iniz varsa MacOS’u bilmemek olmaz!

Zaten bu nedenledir ki, yazılımcılar giderek daha kolay kullanılan işletim sistemleri ve grafik kullanıcı arabirimleri geliştirmeye çalışıyorlar... DOS, Windows, OS/2, Linux gibi sistem yazılımları sayesinde sabit diskinizde neler döndüğünü, CD-ROM’un nasıl çalıştığını ve işlemcinin nasıl işlem yaptığını bilmek zorunda kalmıyorsunuz. Sizden sadece birkaç komutu bilmeniz ya da ekranınızdaki simgelere fare ile tıklamanız bekleniyor...

Bir işletim sistemi, bilgisayarın temel işlevlerini (verileri dış ortamdan almak, işlemek, ekranda göstermek, yazmak ya da telefon hattı aracılığı ile göndermek vb.) nasıl ele alacağını belirleyen geniş kapsamlı bir programdır. Bilgisayarın kaynaklarının etkin bir şekilde kullanımı için, kaynak yönetimi ve koordinasyonunu işletim sistemi üstlenir. Hangi ortamda nasıl saklanırsa saklansın, nasıl yüklenirse yüklensin, bütün işletim sistemleri bu görevi yerine getirir.

DOS İşletim Sistemi
PC (Personal Computer-Kişisel Bilgisayar)’lerde kullanıla gelen işletim sistemini eski işletim sistemlerinden, artık çoğu kullanıcı doğrudan kullanmasa da Windows PC’lerimizin hala bir kenarında öyle veya böyle duran MS-DOS’tan başlayacağız. Kimi işletim sistemi kavramlarını da DOS’u anlatırken ele alacağız. Onun için, DOS kullanmasanız bile DOS sayfalarına bir göz atmanız iyi olur.

DOS’un, kullanıcıya sistemi değişik şekillerde kontrol etme olanağı veren kesimi, “User Command Processor” (Kullanıcı Komut İşlemcisi) olarak adlandırılır. DOS, makinenin değişik bileşenlerine ve giriş/çıkış birimlerine yönelik bir dizi fonksiyon ve özel komut da içerir. Bu komut ve fonksiyonların bir kısmını kullanıcılar doğrudan kullanabilir, bir kısmı ise uygulama yazılımları tarafından kullanılırlar. Bazıları da herkes tarafından.

Diyelim, bir yazı yazdınız ve diske kaydediyorsunuz. Kelime işlemci (yazıyı yazdığınız program), doğrudan diskle ilgili bir iş yapmaz, sadece işletim sisteminin diskle ilgili fonksiyonlarını kullanır. Dolayısıyla bu fonksiyonun DOS’ta herhangi bir şekilde değiştirilmesi, bütün yazılımları doğrudan etkiler. Bazı yazılımlar, işletim sistemini atlayıp, doğrudan donanım bileşenlerine erişerek işlem yaparlar.

PC’nizde kurulu olan DOS işletim sistemi, şu modüllerden oluşur:

· ROM-BIOS : ROM’da (salt okunur bellek) saklı temel giriş-çıkış sistemi.

· AÇILIŞ KAYDI : Diskte bulunan ve bilgisayarın “bootstrap” işlemini gerçekleştirebilmesini sağlayan küçük ve basit bir kayıt. Bu kayıt kalıcı değildir, yani PC’niz çalışırken, RAM’da durmaz.

· IO.SYS ile MSDOS.SYS (ya da IBMBIO.COM ile IBMDOS.COM) : DOS’un sistem dosyaları. ROM-BIOS’taki programların ekleri olarak görülebilecek bu dosyalar, çevre birimleriyle ilgili ek işlemleri yerine getiren programları içerir. Diskinizin ana dizininde bulunan bu dosyalar gizlidir, yani DIR (listele) komutuyla onları göremezsiniz.

· COMMAND.COM : Bu dosyanın içerdiği sistem programının temel işlevi, DOS üzerinde çalışırken kullandığımız komutları yorumlamak ve yerine getirmektir. COMMAND.COM, disk üzerinde bulunur, gizli bir dosya değildir, yani DIR komutuyla görünür. Ana bellekte, makine çalıştığı sürece saklanan COMMAND.COM’unuz silinir ya da bozulursa, PC’niz açılmaz...

Dikkat : Bir kullanıcı olarak sizin bu sistem dosyalarıyla herhangi bir şey yapmanız söz konusu değildir. Sadece kavramsal olarak, bu dosyaların ne işe yaradığını bilmeniz yeter. Her ihtimale karşı, bu sistem dosyalarının bir yedeğini alırsanız, çok iyi edersiniz...

CONFİG.SYS DOSYASI : Sistemle ilgili dosyaları ve bilgisayarın kullanabileceği donanım parçalarını tanıtmak için açılışta yüklenen dosyadır. Herhangi bir kelime işlemci ile dosya çağrılır ve kullanıcı tarafından gerekli değişiklikler yapılabilir.

AUTOEXEC.BAT DOSYASI : İşletim sistemi yüklendikten sonra çalıştırılmak istenen programlar ve komutlar bu dosyada bulunur. Herhangi bir kelime işlemci ile dosya çağrılır ve kullanıcı tarafından gerekli değişiklikler yapılabilir.

DOS İşletim Sisteminin Bilgisayarın Açılışında Yüklenişi
Bilgisayar ilk açılışında ROM bellek test edilir ve okunur. Daha sonra RAM belek test edilir, sorun çıkarsa ekrana mesaj verir ve işletime geçmez.

Bellek testinden sonra A disket sürücüsünü kontrol eder ve takılı disket yok ise C diskinden işletim sisteminin belleğe yüklenmesi işini yapar ve var olan aygıtlarının tanınmasını sağlayan IO.SYS ve MSDOS.SYS gizli dosyalarını yükler.

Konfigürasyon dosyası olan CONFIG.SYS yüklenir. Daha sonra COMMAND.COM dosyasını ve AUTOEXEC.BAT dosyasını yükler. Bilgisayar açılmış olur ve ekrana C:\> çıkacaktır. Bundan sonra DOS komutlarının uygulanması yapılabilir.

Şayet A sürücüsünü test ederken disket takılı ise ve DOS işletim sisteminin dosyaları mevcut ise A sürücüsünden açar ve ekrana A:\> yazar.

A sürücüsüne takılı diskette DOS işletim sistemi yüklü değilse ekrana şu mesajı verir.

Non-System Disk Error

Replace and press any key when ready

Bu mesajdan sonra A sürücüsünde sistem disketi olmayan disket çıkartılır; ya bir tuşa basılır ve C sürücüsünden bilgisayarın açılması sağlanır ya da DOS işletim sistemi yüklü olan disket takılır ve bir tuşa basılarak A sürücüsünden bilgisayarın açılması sağlanır.

Bilgisayarın C sürücüsünden açılmaması : DOS işletim sistemi yüklenmemiş olabilir. DOS işletim sisteminin dosyaları bozulmuş olabilir ve yeniden yüklenmesi gerekir veya disk bozulmuş olabilir.

Bilgisayarı açarken C sürücüsünde veya A sürücüsünde takılı olan diskette AUTOEXEC.BAT dosyası bulunmuyor ise ekrana tarih ve zaman bilgisi gelir ve ENTER tuşuna basılarak bu satırlar geçilir ve bilgisayar açılır.

Sürücü Değiştirme

C sürücüsünde iken A sürücüsüne geçmek için A: yazılır enter tuşuna basılır.

A sürücüsünde iken A sürücüsüne geçmek için C: yazılır enter tuşuna basılır.

Dosyalara İsim Verilmesi

DOS işletim sisteminde dosyalara en az 1 karakter en fazla 8 karakterlik isim ve uzantısı 3 karakter olarak verilir. Dosyalara uzantı ismi verilmeyebilir ancak bazı durumlar var ki mutlaka uzantı ismi vermek zorunludur. Dosya ismi ile uzantısı arasına mutlaka nokta (.) karakteri konulmalıdır. Dosya adı içerisinde ve uzantısında boşluk karakteri kullanılmaz.

Dosya uzantısı bize o dosya hakkında bilgi verir. Bazı dosya uzantılarının kısaca anlamı şöyledir:

EXE : Uzantısı bu olan programlar doğrudan çalışırlar.

COM : Bu programlarda doğrudan çalışırlar.

BAT : Toplu işlemler için DOS komutlarını içeren programlardır.

SYS : DOS işletim sisteminde sistem dosyası.

TXT : Yazı (text) içeren dosya.

DAT : Veri (data) içeren dosya.

HLP : Konu ile ilgili açıklamalar, yardım bilgileri içeren dosya.

* ve ? karakterleri DOS komutlarında, dosya veya uzantı ismi içerisinde yer alırlar. Joker karakter olarak kullanıldıklarında :

1. * karakteri, dosya isminde 1 ila 8 arası karakteri; dosya uzantısında kullanılıyor ise 1 ile 3 arası karakteri temsil eder ve ne olursa olsun anlamını verir.

2. ? karakteri, bulunduğu pozisyondaki bir tek karakteri temsil eder ve ne olursa olsun anlamını verir.

DOS Komutları
1.İç (internal) Komutlar

Bilgisayar aç.

« Önceki :: Sonraki »