2.1.2.d. Neler Şifrelenmeli?
24/4/2008 · Kategori: BILGISAYAR GUVENLIGI
Şifreleme konusunda
karar verilmesi gereken konulardan biri de, nelerin şifrelenecegidir;
Sadece bilgi içeren kisimlar mi şifrelenecektir yoksa bunlarin yaninda
kaynak ve hedef IP' lerini içeren başlik kisimlari da şifrelenecek midir?
Eger sadece veri içeren kisimlar şifrelenirse - Cisco, Cylink ve NEC
tarafınfan bu yaklaşım kullanılmaktadır - kaynak ve hedef IP adresleri
değişmeden internet ortamına çıkarılacaktır. Bu paketlerden birini ele
geçirecek kişi, adres bilgilerini elde edebilecektir. Bu bilgilerin
başkaları tarafından ele geçirilmesi sorun yaratmayacakmış gibi gözükse de,
bu bilgilerden yararlanılarak, firewall' un diğer tarafında yer alan
routerlara veya başka cihazlara ilişkin bilgiler elde edilebilinir. Bu
bilgiler de kullanılarak firewall' u kandırmak, sanki şirket içinden bir
makineymiş gibi ağa ulaşmak mümkün olabilecektir. Tüm paketlerin
şifrelenmesi durumunda böyle bir olasılık olmayacaktır. Şu an için bu işi
yapan bir ürün IP Encapsulating Security Payload (ESP)' dir. Kısaca
buradaki yaklaşım; Bir güvenlik aygıtı vasıtasıyla IP adres paketlerine
yeni kaynak ve hedef adreslerinin eklenmesidir. Yalnız bu adresler, sadece
firewall' ları adreslerler. Dolayısıyla dışarıdan birisinin, firewall' un
arkasında yer alan herhangi bir cihaza ilişkin bilgileri elde edebilmesi
mümkün değildir. ESP yaklaşımını destekleyen şirketler; Border, Checkpoint,
IBM, Raptor, V_One ve Western Datacom' dur. Fakat bu yaklaşim için
de bir problem mevcuttur. IP paketine sürekli yeni adreslerin eklenmesi, bu
paketin oldukça fazla büyümesine, hatta müsaade edilen siniri aşmasina
sebep olabilecektir. Böyle bir durumda da bu paketi bölmek
gerekecektir.Bölmelenmiş paketlerin hedefe ulaştiginda kodlarinin çözülmesi
biraz daha zor olacaktir. Ayrica bölünmüş paketler hedefe uygun sirada
gelmeyebileceklerinden bunlar da sorunlara sebebiyet verebilecektir. IP şifrelemesi yukarida
bahsedilen sorunu önlerken ayni zamanda çalma (hijacking) olaylarinin da
önüne geçecektir. Burada yapilan işlem şudur; Dişaridan aga müdahale etmek
isteyen kişi, dügümler arasinda giden paketleri takip ederek, amacina uygun
bir dügüme ilişkin bir paket yakalamaya çalişir. Böyle bir paket
yakaladiginda da, haberleşen iki dügümün arasina girip, hedef dügüm ile
konuşmaya başlar. Hedeflenen dügüm hala daha kendi agindan bir makine ile
haberleştigini sanarak, veri aliş - verişini sürdürür. Bu sayede de bu
dügüm tarafindan üretilen paketler alinirken, hedef dügüme de kendi
kodlarini göndererek, bunlarin burada koşmasi, dolayisiyla buraya zarar
verilmesine sebep olunabilir. IP şifrelemesi vasitasiyla, bu sorunlarin da
önüne geçilmiş olunur.
2.1.2.c. Private Key Ve Public Key Kavramlari
23/4/2008 · Kategori: BILGISAYAR GUVENLIGI
Şifreleme mekanizmasi
için karar verilmesi gereken bir nokta da, private-key mi yoksa public-key
mi kullanilacagidir. (Aslinda public-key ile anlatilan bir public-key ve
bir private-key içerir. Karişikligi önlemek ve yöntemleri bir birinden
ayirmak için böyle bir isimlendirme yapilmiştir.)
Esas olarak bir anahtar, aktarilacak verinin kodlanmasi ve
kodlanmiş verinin çözülmesi için kullanilan bir algoritmadir. Private-key
şifreleme yaklaşiminda, her iki işlem için de ayni anahtar kullanilir.
Public-key şifreleme yaklaşiminda ise public-key ve private-key birlikte
kullanilirlar.
Private-key yaklaşimi
kullanilarak geliştirilmiş ürünlerde, ag üzerinde çalişmakta olan herkese
bir anahtar verilir. Buradaki önemli nokta, bu anahtarlarin, istenmeyen
ellere geçmesine mani olmaktir. Burada da, private-key' lerin kullanıcılara
nasıl dağıtılacağı konusu gündeme gelmektedir. Çünkü bu dağıtım işlemi
esnasında da anahtarlar istenmeyen ellere geçebilir. Bu iş için e-mail'den
yararlanılabileceği gibi ( gerekli güvenlik önlemleri alınmak kaydıyla),
telefonla da bu anahtarlar sahiplerine aktarılabilir. Tabi tüm bu işlemler
sırasında güvenliğe azami derecede dikkat etmek gerekmektedir.
Şifreleri kişilere atamanın bir başka yolu da, bir sunucu vasıtasıyla
dağıtma işlemini yapmaktır. Bu durumda, şifreleri ele geçirmek isteyenlere
direkt bir hedef sunulmakta, burada sağlanacak yeterli bir güvenlik
mekanizması ile, bu tehlike de önlenebilmektedir.
Private-key yaklaşımı
ile ilgili olarak yaşanabilecek bir başka sorun da, ortak kullanılacak bir
bilginin karşılıklı olarak paylaşıma açılması esnasında yaşanabilecektir.
Bunun için öncelikle private-key' lerin değiş-tokuş edilmesi gerekmektedir.
Bunun için e-mail sisteminin kullanıldığını düşünürsek, bu zaman
alabilecek,bu gecikmeler de sorunlara sebep olabilecektir. Public-key yaklaşımında
ise, ağ üzerinde yer alan her kullanıcıya iki anahtar atanır : private-key
ve public-key. Private-key' ler, yukarıda anlatıldığı gibi kullanıcılara
dağıtılır. Burada gizlilik yine esastır. Bütün kullanıcılara ait
public-key' ler ise, herkesin erişimine ve kullanimina açiktir. Bu şekilde her
kullaniciya iki ayri anahtar atamanin temel sebebi, private-key ile
yaşanan, verilerin karşilikli olarak aktarilmasi esnasinda zorunlu olan,
private-key' lerin değiş-tokuşu işleminden kurtulmak, dolayısıyla bunun
getirdiği zorlukları bertaraf etmektir. Yöntemin nasıl çalıştığını
anlatarak, mekanizmayı daha iyi anlayabiliriz; Farklı yerlerde bulunan
iki kullanıcıdan birinin diğerine bilgi aktarmak istediğini düşünelim. Bu
durumda şifrelemede ihtiyaç duyacağı anahtarlar, göndereceği kişinin
public-key'i ve kendisinin private-key' idir. Bu iki anahtarı kullanarak
şifreleme işlemini yapar ve verileri karşı tarafa gönderir. Şifrelenmiş
verileri almış olan kişi ise, şifreyi çözmek için, göndericinin public-key'
ini ve kendisinin private-key' ini kullanır. Dolayısıyla bir kişinin
public-key' ini bilmek, ancak private-key' ini de bilmekle anlamlıdır, aksi
taktirde hiç bir işe yaramaz. Ayrıca bu yöntem private-key' lerin
karşilikli aktarilmasini da gerektirmez. Görüldügü gibi
public-key yaklaşimi bize büyük bir avantaj getirmiştir. Ancak bunun da
dezavantajlari vardir. Bunlarin başinda da, birbirlerine şifrelenmiş veri
gönderecek bilgisayarlarin her defa yürütmeleri gereken el sikişma
protokolleri, ilgili anahtarlari kullanarak bilgileri çözme işlemlerinin
CPU zamanindan çok fazla almasidir. Bu işlemler, hesap yogunlugu olan
işlemler oldugundan sistemi oldukça yavaşlatacak, ag performansinin %20
azalmasina sebep olabilecektir. Şu an için private-key
yaklaşimi ile ilgili olarak üzerinde çalişilan konularin başinda, anahtar
degiştirme işlemini otomatik yaparak, zaman kaybini en aza indirmektir. Sun Microsystems Inc.
tarafindan geliştirilmiş olan Skip (Simple Key Exchange Internet Protocol)
yaklaşimi ile de, public-key yönteminin getirdigi her seferinde güvenli
erişim için el sikişma protokollerinin koşturulmasi ve dolayisiyla
işlemciye fazladan yük getirilmesi durumundan kurtulunmaktadir. Bunun
yerine yapilan işlem şöyledir; Bir kere güvenli haberleşme oturumu
başlayinca, Skip tarafindan bir oturum anahtari oluşturulur. Bu anahtar
geçici bir anahtar olup, bu oturum süresince ilgili kaynaktan veri aktarimi
için kullanilir. Skip ilk bakişta
gerçekten çok güzel bir yaklaşim olarak gözükmektedir. Ne yazik ki burada
da güvenlik açisindan bazi sorunlar vardir, şöyle ki; Oturum anahtari
kullanici tarafindan belirlenen bir periyod boyunca geçerlidir. Bu periyod
bir saat oldugu gibi, bir kaç gün de olabilir. Anahtar, network ortaminda
bir yerde tutuldugundan, buna ulaşacak kişiler, bu anahtarin geçerli oldugu
süre zarfinda, istedikleri verilere ulaşabilirler. Skip yaklaşimindan yola
çikilarak, degişik yöntemler geliştirilmiştir. Skip' in güvenlik
konusundaki açığını kapatmak ve daha güvenli bir iletişim sağlamak amacıyla
Photuris Session Key Management Protocol (PSKMP) geliştirilmiştir. Burada
yapılan, bir kere güvenli oturum başlatıldıktan sonra oturum anahtarını
sabit tutmamak, bazı rastgele sayılar, haberleşen bilgisayarların IP
bilgilerinden oluşan değerlerin bir karışımını kullanarak, her yeni veri
transferinde bunların belirlediği bir oturum anahtarını kullanmaktır. Bunun
sayesinde de güvenlik Skip' e göre daha iyi bir düzeye getirilmiş olur, hiz
olarak da pek çok public-key ürününden daha iyi bir seviyeye ulaşilir.
2.1.2.b. Şifreleme Yöntemi
23/4/2008 · Kategori: BILGISAYAR GUVENLIGI
Ağ yöneticisi
şifrelemenin nerede yapılacağına karar verdikten sonra, düşünmesi gereken
ikinci şey, şifrelemenin nasıl yapılacağı, hangi tekniğin kullanılacağıdır.
Şu an için en iyi bilinen ve en çok kullanılan yöntem Veri Şifreleme
Standardı (Data Encryption Standard - DAS)' dır. İlk olarak 1970' lerin
başlarinda geliştirilmiş, Amerika Birleşik Devletleri tarafindan 1977' de
son hali verilmiştir. Bu teknikte, 64 bitlik text bloklari 56 bitlik
anahtarlar kullanilarak şifrelenir. Bu bize trilyonlarca farkli anahtar
sunar. Dolayisiyla ilk bakişta çözülmesi imkansiz bir şifre gibi gözükse de
aslinda günümüzün güçlü bir makinasi bunu çözebilir. Dolayisiyla yakin bir
gelecekte 56 bitlik şifrelemenin yetersiz kalacagini söyleyebiliriz.
Bu yetersizlik
karşisinda "üçlü DES" denilen bir teknik geliştirilmiştir. Burada yapilan,
yukarida bahsedilen her bir blogun şifrelenmesinde üç ayri anahtarin
kullanilmasidir. Bu teknik günümüzde yavaş yavaş kullanilmaya başlanmiştir.
Degişik üreticiler, bu teknigi kullanan ürünlerini piyasaya sumuşlardir.
Bunlara örnek olarak IBM' in Securenet Gateway 2.1 firewall' unu
verebiliriz. NEC, NSC ve Western Datacom da bu tekniği kullanan ürünler
piyasaya sürmüşlerdir.
Şifreleme yöntemi
olarak DES' ten başka algoritmalar da piyasada bulunmakta ve
kullanilmaktadir. Bunlar; Checkpoint tarafindan üretilen FWZ1, IRE
tarafindan üretilen Atlas ve IBM tarafindan üretilen Command Masking Data
Facility (CMDF) dir. Bunlarin tamami 40 bitlik algoritmalardir. Northern
Telecom Ltd. tarafindan geliştirilen CAST, 40 ila 64 bit araliginda degişen
uzunlukta anahtar kullanmaktadir.
4.2. Exploitler
22/4/2008 · Kategori: BILGISAYAR GUVENLIGI
Exploitler genelde sistem tabanlı olarak çalışırlar yani Unix'e ait bir exploit Windows için çalışmaz. Bu güne kadar bulunan yaklaşık olarak 1000'in üzerinde exploit vardır.
Windows Null Session Exploit :Windows işletim sistemi, dışarıdaki kullanıcılara network üzerinde hiç bir hakka sahip olmadan session, user ve share informationı verir. Kötü niyetli birisi bu exploiti kullanarak sistem hakkında çok kritik bilgiler sahibi olabilir.4.1.4. Nuke'tan Nasıl Korunulur?
22/4/2008 · Kategori: BILGISAYAR GUVENLIGI
NUKENABBER:
NukeNabber kimin size Nuke veya daha farklı yollarla saldırı düzenlediğini öğrenmeniz için tasarlanmış bir güvenlik programıdır. ISP adminlerinin bu hacker'ları belirleyip etkisiz hale getirmeleri için kolaylıklar sağlar.
Birden fazla port u kullanıma sokarak sizin birtek port ile
tuzağa düşmemenizi sağlar . Böylece karşıdaki insan sizin hangi
portu kullandığınızı kestirmesi çok güç olacağından yoluna oldukça
önemli bir engel de koymuş olursunuz.
TCP ve UDP kullanarak yapılan saldırıları tespit etmek için 50 ye kadar port kullanılabilir. TCP ve UDP'nin yanısıra ICMP dest_unreach portlarınıda denetleyebilir.
Bir Saldırı Nasıl Rapor Edilir ?
Saldırı amacıyla sizin portunuza bağlanan kişinin adres
raporunu gözden geçirin.(Bu dosyalara view menüsünden
ulaşabilirsiniz.)
Mümkünse Admin bağlantısı için e-mailleri alın. Eğer raporlardan bir şey elde edemediyseniz, log dosyasını root@isp e gönderin.
·E-mail programınızı çalıştırın.
·Mesaja gerçek isminizi ve yetkilinin sizinle irtibat kurabileceği bir adres veya telefon bırakmayı ihmal etmeyin.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!